2015’in en iddialı filmleri

0
450

Zor bir haftanın ardından biraz değişiklik yapalım, farklı şeyler konuşalım istedim.. Bu gece Los Angeles’ta Akademi Ödülleri sahiplerini bulacak. Nefeslerimizi tuttuk bekliyoruz. Oscar adaylarından İmitation Game ve Whiplash şu anda sinemalarda. Her iki yapım da muhteşem mutlaka izleminizi öneririm. Özellikle Whiplash bence anneler için de içinde pek çok mesaj barındırıyor.

cinema

Oscar ekseninden dışarıya çıkıp bugün size 2015’de sabırsızlıkla beklediğim yılın en iddialı yapımlarını sıraladım.

Minyonlar: tarih öncesi çağlardan beri kendilerine kötü bir efendi arayışında olan Minyonlar, Dracula’dan, Firavun’a, Napolyon’dan, Dinozorlara kadar birçok kişiye hizmet etmeye çalışsalar da, hepsi birgün yok olmuştur. Hizmet edecek bir efendi bulamayınca Antartika’da kendi hallerinde yaşamaya başlayan Minyonların kaderi 1960’lı yıllarda değişir…

Açlık Oyunları: Mockingjay – 2. Birinci bölümünü heyecanla izlediğimiz filmin 2. bölümü de yılın Kasım ayında vizyonda  olacak. En son Katniss, Peeta’yı kurtarmıştı ama Peeta bambaşka bir insan oluvermişti, bakalım bu bölümde kahramanları hangi maceralar bekliyor olacak.. Mockingjay 1’in müziklerini de çok beğenmiştim, dinlemenizi öneririm.

Bir Pixar yapımı olan Inside Out müthiş bir animasyon olacağa benziyor.  Küçük Riley için hayat, babasının San Francisco’da yeni bir işe başlamasıyla baştan aşağıya değişir. Orta-Batı’daki yaşamını geride bırakan Riley’ı şimdi yeni bir ev, okul ve arkadaş beklemektedir. Peki içindeki duyguları o ne söyler? Neşe , Korku , Öfke , Nefret  ve Üzüntü…

Antoine de Saint-Exupéry’in klasikleşmiş eseri ‘Küçük Prens’ten sinemaya uyarlanan animasyon türündeki yapıtta, bir pilot kendisini ıssız bir çölün ortasında bulur ve çok uzak bir gezegenden gelmiş olan küçük bir çocukla karşılaşır…

90’larda ilk Jurassic Park filmini izlediğimde çok etkilenmiştim. 2015’de Jurassic World ile buluşacağız. Jurassic Park filminde yaşananlardan 22 yıl sonra Isla Nublar tıpkı John Hammond’ın öngördüğü gibi dinazor temalı bir parkı hizmete sunmuştur: Jurassic World. 10 yıldır hizmet veren park artık ilgi çekmemeye başlamıştır. Ziyaretçilerin yeniden meraklanmasını sağlamak için melez bir dinozor yaratılır…

Yönetmenliğini Ron Howard’ın üstlendiği ‘Denizin Kalbinde’ filminin başrollerini Chris Hemsworth, Cillian Murphy ve Brendan Gleeson paylaşıyorlar. Film gerçek hayattan bir esinlenme hikayesi. 1820 yılında geçen filmde Nantucket ismindeki gemi balina av aracı olarak kullanılmaktaydı ve hırçın bir balinaya denk geldiğinde geminin parçalanması, daha sonra olanlar üzerine yoğunlaşan filmde hayatta kalma mücadelesini izliyoruz. Olayda sadece 8 kişi hayatta kalıyor

Joss Whedon’un yönetmenliğini üstlendiği Yenilmezler:Ultron Çağı’nın başrollerinde Robert Downey, Chris Evans ve Mark Ruffalo paylaşıyor. İlk filmin başarısının ardından ikinci film için kolları sıvayan Avengers ekibi bu filme bütün kahramanları dahil ediyor; bu kez Thor, Iron Man, Kaptan Amerika ve Hulk’ın yanısıra Hawkeye, Nick Fury ve Black Widow da maceraya katılıp sürprizini koruyan beklenmeyen düşmanlara karşı savaşıyor.

Jupiter’in Yükselişi uzay, gelecek ve macera severler için güzel bir film ve şu anda vizyonda, henüz gitme fırsatı bulamasam da bir bilim kurgu sever olarak izlemeyi mutlaka planlıyorum. Öyle bir evren düşünün ki insanoğlu besin zincirinin en alt basamağını duruyor. Hizmetçilik yapan sıradan genç bir kadın olan Jupiter Jones ise büyük bir suikastın hedefinde…

Kingsman: Gizli Servis, özel bir gizli servis timinin seçim ve eğitim sürecini anlatan bir yapım. Eggsy annesinin evinde yaşamaktadır. Bir gün trafikte kargaşaya neden olur, onu bu olaydan kurtaran ajan Harry Hart ise hayatını Eggsy’nin babasına borçludur. Harry, bu gence, gizli bir bağımsız istihbarat servisi ajanı olmanın yollarını öğretecektir.

Sıkı bir bilimkurgu filmi olan Predestination, zamanda seyahat edip olmuş ya da olası olayların önüne geçmeye veya suçluları yakalamaya çalışan bir zamansal ajanın hikayesini konu ediyor. Bu filmi izleme şansına sahip oldum, oldukça başarılı. Başrolde Ethan Hawke’u izleyebilirsiniz. Filmin 10 dakikasında her şey tekrarlanıyormuş gibi görünse de biraz sabrederseniz harika bir akışı var filmin.

Dramatik bir film olan ‘Knight of Cups’ gerçek aşk arayışına odaklanıyor. İngiliz aktör Christian Bale tarafından canlandırılan başkarakter Rick, kusursuz gerçek aşkın peşinden koşarken sadece bu aşkın uyandırabileceği büyülü hisleri yaşamayı amaçlıyor.

Veronika Ölmek İstiyor: Veronica 20li yaşlarında ve güzel görünmek, iyi bir işe sahip olmak ve ortalama bir standartta yaşamak gibi gereken herşeye sahip görünen bir kadındır.. Ama bir gün intihar etmeye karar verir.. Başarısız olur ve gözlerini bir akıl hastanesinde açar.. Doktorunun ona söylediği ilk şey ise 1 hafta gibi kısa bir ömrü kaldığıdır. Bu süre zarfında ise akıl hastanesinde kalacaktır.. Hastanede geçirdiği zamanlar, Verinoca için bir yeniden uyanış niteliğinde olacaktır, bildiğini zannettiği gerçekleri tekrar gözden geçirecek, kendisini ve aşkı yeniden keşfedecektir.

The walk: 1974 yılında Fransız ip cambazı Philippe Petit, kariyerinin belki de en tehlikeli denemesine girişir: Dünya Ticaret Merkezi’ndeki ikiz kuleler arasında yürümek. Yönetmenliğini Robert Zemeckis’in üstlendiği yapımın senaryosu ise Philippe Petit’in “To Reach the Clouds” adlı otobiyografisinden uyarlandı. Filmin başrolünde ise Joseph Gordon-Levitt yer alırken kendisine Ben Kingsley, Charlotte Le Bon, James Badge Dale ve Ben Schwartz gibi isimler eşlik ediyor

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER