Çocukla doğa gezileri; Japon Bahçesi

0
619

Facebook’ta severek takip ettiğim bir grup var; Doğa’da öğreniyorum. Geçen cumartesi bir doğa yürüyüşü vardı ama hava o kadar soğuktu ki katılmaya cesaret edemedim.

Haftasonu havayı güneşli görünce kendimizi dışarı attık. Sanki 10 yıldır baharı hasretle bekliyormuşcasına. Çok trafiğe girmeden gidebileceğimiz en yakın noktayı sevgili Esra, (Çocuklagezerizbiz) hatırlattı; Baltalimanı Japon Bahçesi.

Yemyeşil ağaçları, minik göleti, mini şelalesi ve su birikintileriyle muazzam güzel bir park. Öyle devasa büyüklükte değil, ama bir çocuk gözüyle kocaman bir yer de olabilir, hangi gözle baktığınıza bağlı:)

Aslında plan buraya uğramak bir kaç saat geçirmek sonra da çocuk parkına gitmekti. Ama takdir edersiniz ki çocukla çıkılan hiç bir yolculuğun nereye varılacağı çok da öngörülemiyor..

doga-cocuk2

Zira Japon Bahçesi gezisi de öyle oldu ama beni çokça şaşırtarak.. Açıkçası çocuklar henüz minik oldukları için doğada ne oynayabiliriz benim de pek bir fikrim yoktu.

Peki bu geziden neler öğrendim?

1. Sevgili Beyhan İslam’ın söylediği gibi ”Çocuklar içini doldurabileceğimiz boşluklar değildir, izin verir, ortam sağlarsanız her şeyi yapabilirler.”

Aynen böyle oldu. Akan suyun üstünden geçerken taşlara basarak ilerlemek gerekiyordu. İlk geçişimizde Nisan elimi tuttu sıkıca, ikincide hafif tuttu. Üçüncü de ise dengesini buldu ve kendi kendine geçti. Kaba motor gelişimi açısından harika bir öğrenmeydi. Özgüven gelişimi açısından muhteşem bir adımdı. Kısaca harikaydı onu izlemek.

2. Doğada çocuklar kendi oyunlarını kendileri yaratırlar…

Sıkılsalar bile bir süre sıkılmalarına izin vermek gerekiyor, çünkü mutlaka eğlenecek bir yol buluyorlar. Su göletleri olduğu için yere düşen çiçekleri suya atmak istedi; bir tane attı ve suyun çiçeği nasıl taşıdığını izledi. Sonra bir çiçek, bir çiçek daha ve bir yaprak bir yaprak daha attı. Her attığından sonra onu akan suda takip etti. Çocuk gözüyle suyun kaldırma kuvvetine dair deneyler yapıyordu aslında. Ağır çiçekler hızlı ilerlediler, hafifler yavaştılar sağa sola takıldılar. Bunu bir çok defa tekrarladılar.

Ben uzun zamandır bir yaprağın suda yolculuğunu oturup izlememiştim, Nisan her attığında sessizce izledim, meditasyon gibiydi adeta, ne iyi geldi bana.

3. Doğada öğrenmek; deneyim ve doğal öğrenme için fırsat yaratır..

Tam ufaklık sıkılmaya başlamışken Nisan bu sefer kendi kendine yeni bir oyun buldu, taşları toplayıp suya atma oyunu. Taş ağırdı ve çiçekler gibi suda yüzmüyor, batıyordu.

Önce yakındaki taşları toplayıp attı, sonra uzaktakilere gitti. Ve sonra o anne oldu, ben çocuk, birlikte attık taşları. Hafif-ağır kavramlarını öğrenmek için bundan güzel fırsat olur mu? Tüm bu oyunları kendi kendine kurdu, ben sadece eşlik ettim. O yönetti. Hiç bir şey öğretme çabası içinde değildim. Sadece anın akışına kendimi bıraktım, o kadar.

Sonra dönüp kardeşine ”Cemre ne güzel bir gün değil mi?” dedi. Sanırım o an bulutların üstündeydim, yeryüzü cennetinde…

Daha önce Oyun Arkadaşım Yeryüzü kitabını bloğa konuk etmiştim. Dün akşam yeni kitabımı aldım; Doğadaki Son Çocuk, heyecanla okuyup paylaşmayı planlıyorum.

Evet büyük şehirdeyiz ve orman alanları çok az, ama kısıtlı da olsa hala var değil mi?

Çocuklar doğada öğreniyorlar ve bundan daha önemlisi çok mutlu oluyorlar.. Onlarla doğada vakit geçirmek, hem bize hem de onlara çok çok iyi gelecektir. Ayrıca pedagojik, sosyal ve kaba motor becerilerini geliştirmek açısından da oldukça faydalı.

Gelin bu haftasonu siz de çocuğunuzla birlikte bir orman planı yapın, mesela nereye gidelim derseniz?

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER