Çocuklar neden serbest oyun oynamalılar?

2
1979
OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Bir çocuk düşünün. Okuldan sonra gelen ingilizce veya etüt hocası… Haftasonu önce yüzme ardından piyano dersi. Her dakika programlanmış, bir yerden bir yere gitme telaşı içinde bir koşuşturmaca.

Bu koşturmacanın karşılığında; 7 yaşında bir süper çocuğunuz oldu; piyano çalan, yüzen ve bir de süper İngilizce konuşan bir çocuk. Tamam artık siz bir numarasınız, çocuğunuz da öyle. Kendisi mezuniyetten sonra direkt olarak genel müdür koltuğuna oturacak değil mi?

Şunu unutmamak gerekiyor ki; tüm bu koşuşturmacanın ardında o çocuğun yaşanmamış çocukluğu yatıyor olabilir..

Belki de farklı düşünüyorsunuz, ama içinde bulunduğunuz eko-sistem sizi buna itiyor olabilir. Ali’nin kızı hem iyi piyano çalıyo hem de güzel spor yapıyo… Bu durumda siz çocuğunuzu yetersiz ya da diğerlerinden geride kalmış hissedebilirsiniz. Herkes benzerlerini yaptığı için de sizin böyle hissediyor olmanız oldukça normal.

Peki ya sonra?

8 yaşındaki programda neler var? Siz isterseniz pek çok şey olur elbette. Başka kurslar farklı etklinlikler.. Sürekli öğrenme durumu içerisinde geçen bir çocukluk dönemi. On yaşında herşeyi bilen bir çocuğunuz olabilir, ama çocuk aynı zamanda doyum noktasına da ulaşacaktır. Artık öğrenecek çok fazla şey kalmadığını düşünebilir.. Aynı zamanda yaşanmamış bir çocukluk döneminin hasreti elinizde kalacaktır.

Çocuğun kurslardan-etklinliklerden önce yapılandırılmamış zamanlarda serbest oyun oynayabilmesi için zamana ihtiyacı vardır.

Çocuğun neden serbest oyuna ihtiyacı var?

Oyun çocuğun dünyasıdır, oyunda kurallar çocuğun kurallarıdır. Oyunculara çocuk karar verir. Oyunun nasıl şekilleneceği tamamen onun hayal dünyasına kalmıştır. Bu dünyada her şeyi yapmaya özgürdür. Çocuk oyunla mutlu hisseder çünkü tüm kontrol ondadır. Normalde ifade edemediği pek çok duyguyu oyunla anlatır, o duygularla oyunla başa çıkar.

Daha az oyun oynamanın çocuklardaki davranış bozuklukları artışına sebep olduğunu öne süren makalenin çevirisine buradan ulaşabilirsiniz.

Serbest oyun ne demektir? Ebeveyn oyunun neresinde durur? 

Çocuğun ihtiyacı anne-babası kardeşi ve/veya akranları ile YAPILANDIRILMAMIŞ oyun oynamaktır. Yani bir amaca hizmet ETMEYEN. Bir sonucu ya da çıktısı OLMAYAN oyunlar. Önemli olan oynarken EĞLENMEK‘tir. O gün çocuğun canı ne istiyorsa onu oynamak. Anne-baba eşlik edebilir ya da sadece orada olup izleyebilir. KURALLAR çocuğun koyduğu kurallardır. OYUN çocuğun oyunudur. Hayatın mini provası olan bu oyunda onu tamamen ÖZGÜR bırakmak mümkün mü?

Oynayacağı hamurun ya da yapacağı boyanın rengine karar vermeden, hamur oynarken ‘ama kedilerin bıyıkları’ olur gibi bilgilerle onu yormadan, onun şekillendireceği bir oyunla sadece eğlenmek amaçlı oynamak..

Öğretmen veli sendromu nedir?

Bazen benim de oynarken içime öğretmen kaçıyor. ‘Oynuyoruz ama bu oyunda onun kazanımı ne?’ düşünceleri içine öğretmen kaçmış ebeveyn sendromunun başlıca göstergeleri. Çocuk oyun aracılığıyla öğrenebilir, bu ayrı bir şey. Ama oyunun amacının öğretmek olması ise ayrı bir şey. İkisi arasında ciddi bir fark var. Oynamak için oynamakta eğlence var, dolayısıyla öğrenme de motive ve istekli gerçekleşebilir…

Peki bir soru; çocuğunuz büyünce bir gün ona üçgeni kimin öğrettiğini düşünse, ne hatırlayacak? Muhtemelen okulda öğrendiğini anımsayacak. Peki o zaman benim ona üçgen öğretme çabamın anlamı/faydası nerede ? Okulda zaten bunları öğrenmeyecek mi ? Okul zaten tüm bu bilgiler için değil mi ?

Eve yeni bir oyuncak alınca paketini siz mi açıyorsunuz? 

Bırakın çocuğunuz açsın, açma heyecanını-hevesini elinden almayın. Zor paketlenmişse zaten size gelip yardım isteyecektir. ‘Kullanma klavuzu olan bir oyuncak mı?’ siz okuyup bak bununla bu şekilde oynanır diye mi anlatıyorsunuz? Bırakın o keşfetsin, öyle çevirsin-böyle çevirsin incelesin, oyuncağı o anlamaya çalışsın. Çözemediği durum olursa zaten size gelir sorar. Keşfetme zevkini-duygusunu elinden almayın. Unutmayın o oyuncak çocuğunuzun, sizin değil, onunla bol bol, gönlünce, istediği gibi oynamak onun hakkı. Bu oyun, oyuncağın amacının tamamen dışında olsa dahi.

Çocukluğunuzu düşünün.. Bazı kokular, bazı tadlar, belki bazı sesler gelecektir aklınıza…

Çocuğunuz da büyüdüğünde çocukluğunu düşününce benzer şeyler gelecek aklına.. İşte ben orada onunla birlikte o çiçeği koklayan, aynı ağaca bakıp ne kadar güzel olduğunu konuşan, yüzünde birlikte rüzgarı hissettiği kişi olmak istiyorum. 

Bırakınız çocuklarınız, parklarda, bahçelerde, doğada özgürce koşsun…Bol bol oynasınlar. Sizin çocuğunuza armağan edeceğiniz en büyük hediye bu.. Özgürce oynayabilmek için ona vereceğiniz zaman…

2 YORUMLAR

CEVAP VER