Ali Koç ile ‘Okul Seçimi Semineri’

3
1440

Aynı bu karıncalar gibi çalışıp duruyoruz, çocuğu özel okula vermek güvenli bir karar alanı gibi görünüyor. Öte yandan her yıl zamlanan özel okul masraflarını toplasak İstanbul’da ev almak bile mümkün. Maliyetler bu kadar artınca aileler de iyice köşeye sıkışıyor, üstüne su dökülmüş karıncalar gibi sağa sola hızlıca koşarken ne yapacağımızı bilemez haldeyiz.

Okul seçimi konusunda bende iki temel kaygı var; birincisi çocuklarıma ebeveyn olarak en iyisini sunma arzusu, diğeri de geleceklerine dair duyduğum kaygı; iyi bir eğitimin gelecekleri için faydalı olacağını düşünmem.

İşte bu kaygılarla içerisinde, Nisan’ın devam ettiği okulda EğitimPedia sitesinin kurucusu Ali Koç ile tanıştım. Sonrasında ebeveynler için ‘Okul Seçimi’ konulu seminerle kendisini Kidsnook‘ta ağırladık. Yazı bu seminerden benim çıkarımlarımı içeriyor..

Her şeyden önce, biraz sakince geriye yaslanıp, şu aşağıdaki soruları biraz düşünmekte fayda var belki de…

  • Okuldan veli olarak benim beklentim ne?
  • Okulun çocuğumun eğitimi için ona nasıl bir katkısı olsun istiyorum?
  • Okul çocuğumun hayatının neresinde duracak?

Eğitime dair pek çok sorun var, ama öncelikle evdeki, yani çatı altındaki anne-baba kaygısını biraz anlamakta fayda var. Belki de okul seçimi konusunun anahtarı burada saklı olabilir.

Maalesef eğitime dair tüm söylemler tüm konuşmalar kaygılı. Veliler kaygılı. Türkiye’nin eğitim problemi gibi başlıklar gündemler okuyoruz her an ve bunlar bizi çok etkiliyor. Halbuki eğitim demek çocuğumuzun geleceği demek ve geleceğe umutla bakabilmemiz gerekiyor. Bu umudu sağlamak için kurulmuş Eğitimpedia sitesi. Eğitimpedia’da hem eğitimcilere hem de velilere yönelik farkındalık yaratacak içerikler yer alıyor.

Çağın annelerinin ortak kaygısı: ‘Aman yavrum bocalamasın’;

‘Aman yavrum bocalamasın’ kaygısı nedeniyle çocuklar yoğun korunaklı ortamda büyüyorlar. Çocukların tüm sorunları aileleri tarafından çözülüyor. Ailenin kaygısı ‘ya da devlet okuluna gider hoca bir şey derse, ya bir şey sorar bilemezse’, aslında  tüm bu kaygıların çocuğa hiç bir faydası yok.

”No pain no gain’ yazar spor salonlarında’ diyor Ali Koç. ‘Çocuğu bu kadar korumak, çocuğun en önemli organı olan(hayran olunan) beyni için hiçbir şey yapmamaktır.’Korunaklı alanda beyin hiç bir şekilde zorlanmaz.

‘Çocuğunuz ancak sizin onu mahkum ettiğiniz kadar zeki olabilir’ diyor Koç. Yani iki lego yaptığında kıyametler koparsa, bir resim yaptığında alkışlar, bolca aferimler durumu olursa, çocuk ödül bağımlısı hale gelir.(Özgür Bolat seminerinde de bu konuya oldukça yoğun değinmişti.)

Üstün performansın olmadığı yerde bando takımı ile sevinç gösterileri yapmanın çocuğa hiç bir faydası yok. Çocuğa takdir sonuca dair değil sürece yani çabaya dair olmalı.

Önemli bir nokta; siz ona zeki dedikçe onda var olan bir yeti olduğunu düşünüyor, geliştirmesi gereken bir şey olduğunu dahi fark etmiyor.

Sonuç olarak ‘aman yavrum bocalamasın’ sendromu out. Yavru bocalarsa gelişiyor, aynı kutup ayıları gibi.

Çocuk okulda ne kadar vakit geçirir?

EğitimPedia’da da yayınlanan bir araştırmaya göre;

Çocuğun okulda geçirdiği vakit, toplam zamanının %10‘udur. %53 de okul dışı zaman, %33 de uykudur.. Bu %53’lük dışarıda geçen zamanda veliler okulmuş veya kendileri öğretmenmiş gibi davrandıklarında ise sıkıntılar oluşuyor. Bir çok veli çocukların bu boş olan %53’lük zaman dilimini ele geçirmiş durumda. Hatta gözünü %33’e dikmiş durumda olan veliler var diyor Ali Koç;  uykuda İngilizce’ler gibi…

Çocuğun zamanının %10’unu geçirdiği bir yerden sizin beklentiniz ne? Öncelikle bunu tam olarak tanımlamak gerekiyor belki de..

Okul dışında geçirilen, %53′ lük vakit için serbest oyun çok değerli, çocuğunuza miras bırakabileceğimiz en güzel şey oyun oynamış bir çocukluktur.

Özel okul mu devlet okulu mu?

Bu tamamen ailenin şartlarına, beklentilerine ve çevre koşullarına bağlı bir durum. Devlet okulu olabilir çünkü…

Devlet okulu kötü müdür?

Eğer siz çocuğunuzun devlet okulunda iyi bir eğitim alamayacağını düşünüyorsunuz ve kendinizi buna inandırıyorsunuz. Sonra da gerçek oluyor zaten.  ‘İyi bir eğitim’den ne anlıyoruz bunu tekrar düşünmekte fayda var.

İlkokulda çocukların temel kazanımları nedir? Okumayı öğrenmek, matematik, okul sistemine adapte olmak, sosyalleşmek, kurallara uymak özellikle üçüncü sınıfa kadar. Devlet okulunun bunlardan hangisini yapamayacağını düşünüyorsunuz?

Sizin ilkokuldan beklentiniz bunların ötesinde ise o zaman durumu tekrar ele almak gerekebilir.

Her veli kendi ölçme değerlendirme sistemini oluşturuyor, benim çocuğumun durumu ne, sınıftaki konumu ne, kimden önce kimden geride.. Durum nedir tespitler yapılıyor. Ama bunlar sadece gözleme dayalı. Üstelik her çocuğun farklı olduğunu, herkesin öğrenme sürecinin birbirinden farklı olabileceğini yani çocuğu bir birey olarak ele almaya aykırı konular bunlar.

Herkesin kafasında bir ‘okul’ kavramı var. Okul bir şeye yarıyor ama her şeye yaramıyor elbette. Bu noktada velilerin okula bakış açısı, okuldan beklentisi önemli.

Ya çocuk çok yetenekliyse, devlet okulunda kim keşfedecek onu?

Gerçek bir yetenek hiç bir okul veya aile ortamında gizlenemez. Deha ve üst düzey yetenekten kaçınamazsınız zaten görürsünüz, apaçık durur, çocuk bir şeyi yüksek motivasyonla istiyorsa illaki siz aile olarak fark eder ve desteklersiniz.

Diyelim ki herhangi bir alanda biraz yetenekli;

Bu konuda bırakabileceğiniz en büyük miras devamlılık-süreklilik, disiplinle, tutarlılıkla çocuğun etkinliğe devam etmesi. Her şeyi tüketme alışkanlığına sahip olmamalı. Çin’li anne olunacak yer burası. Piyanoyu sevmedi haydi gitara başatalım olmamalı. Bir şeyi düzenle ve istikrarla yapmalı çocuk, ona sorumluluk verilmeli.

Devlet okulları çok kalabalık..

Doğru kalabalık 40 kişi ve dolayısıyla çocuğunuza daha az sıra gelir, verdiğiniz gibi alma şansınız olur. Bu açıdan da bakmak lazım belki de diyor Ali Koç.

Belki de okulu bu kadar merkezde almamak gerekiyor.

Özel Okul=Yürüyen Merdiven mi?

Özel okulun veli zihninde konumlanması bu yönde. Çocuğunuzun hiç bocalamayacağı, yürüyen merdiven gibi çocuğunuzu bir yere vardırmak amacı.Yavrumu alsın direkt olarak genel müdürlük makamına taşısın.

‘Bizimki biraz özel’ sendromu.

Herkes kendi çocuğunun çok özel, çok yetenekli olduğunu düşünüyor. Onu biraz destekleseniz. Biraz motivasyona ihtiyacı var. Haydi Ayşe bunu yapabilirsin derseniz yapar diyorsunuz. Ama okulda 1000 tane özel 1000 tane yetenkli 1000 tane zeki çocuk var.Unutmamak gerekiyor ki okullar kabalabalık kitleleri eğitme amacı ile kurulmuştur.

‘Çocuk merkezli sistem’ ile velinin asıl isteği; kendi çocuğunun merkezde olduğu bir okul, peki böyle bir okul mümkün mü sizce?

Aman Yavrum bocalamasın sendromu 2 – Sınıfların whatsapp gruplarında neler oluyor? 

Sınıfta iki kız birbirine küsmüş, koşa koşa gidip barıştırmaya gerek varmı?  Bu kadar iletişimin çocuklara bir faydası var mı? Küsen çocuklar kendileri de barışabilirler. Çocuk orada kriz yönetimini öğrenecek, iletişimi öğrenecek, bunları elinden alıyorsunuz. Sınıf içinde dengelere karışma, bunu bunla oturtma gibi konular çocuğun elinden en değerli deneyimleri alır.

Bu kaygılarla seçeceğiniz hiç bir okul size iyi gelmeyecektir.

Temelde sorun nedir ?

Biz çocuğu ve çocukluğu felsefi anlamda ‘eksik varlık’ olarak tanımlıyoruz. Geliştirilmesi gereken bir şey gibi. Çocukluk bizim gözümüzde ‘olmamış yetişkinlik’. Veliler olarak gözümüzde bir çocuk profili oluşturuyoruz. Nasıl bir çocuk olmasını istiyorsunuz bunu hayal ediyorsunuz ve oraya ulaşmasını istiyorsunuz. Neyi yapmasını hayal ediyorsunuz o nerede aradaki fark büyükse çocuk bocalanıyor. Siz hayalinizde yaratmak istediğiniz çocuk doğrultusunda tüm kararlarınızı veriyorsunuz. Okul kararı da bunlardan biri.

Ödev=Yeni Akşam Yemeği

Aileler artık akşam yemeği yiyemiyorlar çünkü çocukları ile ödev savaşı veriyorlar. Ali Koç’un önerisi velilerin ödev sürecine dahil olmaması yönünde. Çünkü ödev çocuğun sorumluluğu. Onu yapmak veya eksik yapmak, sonuçlarına katlanmak tamamen onun sorumluluğunda olmalı. Eğer bir kez ödev topuna girerseniz muhtemelen bu döngüden hiç çıkamayabilirsiniz diyor.

Çocukla aile nasıl vakit geçiriyor?

Bale kursunda mı geçiriyorsunuz, avm’de mi, parkta mı geçiriyorsunuz. Nerede geçirdiğiniz hiç önemli değil aslında. Önemli olan okul dışı saatlerinde eğitim koçu olmayın, birlikte geçirdiğiniz vakti okullaştırmayın, anne-baba rolünü üstlenin diyor Ali Koç.

Çocuğun dikkat süresi 20 dakika sendromu …

Çocuğa küçüklüğünden beri yapılan şu; çocuk küçük dünyasında yerde bir şeyi incelerken kucaklayıp götürüyoruz. Bir şeye odaklanmış bir şeye şaşkın şaşkın inceliyor, öğreniyor o sıra hop koparıyoruz, götürüyoruz. Çocuk artık öğreniyor, her an kesilebilir oyunu diye düşünüyor. Çocuğun dikkat süresini 20 dakikaya indiren kişi belki de ebeveynler. Çocuk kendi ilgilendiği konu ile saatlerce meşgul olabilir, ama bizim ilgilenmesini istediğimiz konuya dikkati-ilgisi daha az olabilir.

Eğitim çocukluğa saygı ile başlar. Değerli olan çocuğu bulunduğu yaş itibarıyla değerli görmektir. Saygı onun oynadığı küçücük şeye saygıdır. Saygı için anlamak gerekir. Bunu anlarsak ancak saygı gösterebiliriz. Felsefi olarak çocukluğa saygı duymadığımız sürece hiç bir şey gelişmez. Bunun yolu da önce onun oyunu. Oyun çocuğun cumhuriyetidir!

Okul seçme formül;

1. En yakındaki ve ücretsiz okul en iyidir.

2. Ailede koşullar farklı ise örneğin anne-baba çalışıyor, akşama kadar okul bir ihtiyaçsa; en yakınımızdaki en ucuz okula bakabiliriz.

3. Peki ikinci maddeden ilerliyorsak nasıl okul seçebiliriz?

   a) Öğretmenimiz kim ? Kaç yıllık deneyimi var?

   b) Çatı var mı baktık, akmıyorsa tamam dedik.

Benim seminerden kişisel çıktım;

Okul kararınızı komplike hale getirmeyin, kendinize hayatı dar etmeyin, finansal tüm şartlarınızı zorlamayın. İlkokuldan mezun olduktan sonra genel müdür olmayacak. Daha eğitim için çok fazla vakit var. 10 yıl sonra gireceği sınavda başarılı olup olmayacağını düşünerek haraket etmeyin. Günün sonunda her yıl değişen bir sınav sistemi var, her şey her an değişiyor. Böyle bir ortamda uzun vadeli kaygıların hiç kimseye bir faydası olmaz. Yarın için ihtiyaç ne ve bu alanda en mantıklı karar nedir bunu düşünmekte fayda var.

3 YORUMLAR

  1. Merhaba Güneş anne, İyi güzel çoğu şeyine katılıyorum. Ancak çok kalabalık ve eğitim düzeyi düşük bir semtte yaşayanlar için en yakın, ücretsiz yada devlet okulları bu basit beklentileri dahi karşılamıyor maalesef. Sınıfa öğretmen girmeyen okullar var. Öğretmeni bıçaklayan ve aklı hep nasıl zarar veririm diye çalışan, dersi dahi düşünmeyen çocukların içine kim vermek ister ki el bebek gül bebek büyüttüğün çocuğunu..! Okul kaygısı için çok rahatlatan bir yazı olmuş. Kafamda soru işaretleriyle birlikte. Sevgiler

    • Suna hanım merhaba,
      Haklısınız kafamızda hep deli sorular var ve olmaya da devam edecek. Ancak bu soruları bir stres unsuru olarak üstümüze aldığımızda sağlığımız bozulabilir, psikolojimize de iyi gelmeyebilir. Bu yazı aslında biraz rahatlamak için yazılmış bir yazı.
      Çok sevgiler,

CEVAP VER