Hayatın ritminde yavaşlamak mümkün mü?

0
653

”Son zamanlarda çocuklarımız çabuk büyümeleri konusunda baskıya maruz kalıyorlar. İyi de ne demek bu çabuk büyümek?

İlk olarak aklımıza gelen şey, çocukların, erişkin haytlarının kendilerinden saklanması gereken kimi öğelerine fazlasıyla maruz kalmaları. Cinsellik, şiddet, küfürlü konuşmalar gibi. Yetişkinlik ve çocukluk arasındaki sınırlar muğlaklaşıyor. Altı yaşındaki çocuklar pop yıldızlarnı taklit ediyor. Televizyon ve internet, çocuklardan saklanan hayat gerçeklerini ortaya döküyor. Ama çabuk büyüme baskısı sadece medyadan değil ailelerden gelebiliyor.

Dahi çocuk beklentisi içinde olan ebeveynler, çocuklarına zihinsel açıdan hızla gelişmeleri için baskı yapabiliyor. Başarının yetişkin dünyasındaki ölçütleri adeta çocuklara şırınga ediliyor. Çocuklar hep bir adım ileri gitmeleri konusunda zorlanıyor. Sorun şu ki; zihinsel zorlamalara rağmen çocukların duyguları aynı hızla gelişmiyor.

Duygular hızlandırılması mümkün olmayan kendine has bir zamanlama ve ritme sahip. Hızlı büyümenin yarattığı zorlanma, ergenlik dönemi boyunca sorun yaratan ve üzüntü veren davranışlara neden olabiliyor. Çocukların büyümek, öğrenmek ve gelişmek için zamana ihtiyaçları var.

İçinde bulunduğumuz çağ ‘şimdi’yi yaşamamıza fırsat vermiyor, her şey gelecek için yapılıyor. Bu durumun bizde yarattığı zorlanma duygusu da, bizim ihtiyaçlarımızın çocukların ihtiyaçlarından önce gelmesine, bu yüzden onları acele ettirmemize neden oluyor.

Çocuklarımızı kolayca şekil ve kıvam verilebilir, her türlü eğip bükmeye müsait varlıklar olarak algılıyoruz. Dolayısıyla da onlardan bizim ihtiyaç, program, ilgi ve bakış açılarımıza uymalarını bekliyoruz. Sonuç ise fazla programlanmış, endişeli ve mutsuz çocuklar.

Ebeveynlerdeki bu hırsın modern ekonomiye bir cevap olduğunu söyleyenler var. Herkes reklam dünyasından gelen baskılara bir cevap verme ihtiyacı içinde. Küreselleşme ve ekonomik akılcılık çağında, pek azımız kendisini emniyette hissediyor. Cüzdanımızda daha fazla para var; ama alınması gereken daha çok şey ve bütün bunları kazanmak için harcanması gereken daha fazla mesai de var. Başarımızın göstergesi sahip olduklarımız ve hayatın öncelikli gündemi ekonomik mücadele olduğunda, anne babalık da iş hayatındaki sert ve rekabetçi üsluba bürünüyor.

Ancak tüm bu yapılması gerekenler arasında çocuklar gerçekten çocuk olmaya zaman bulamıyor.

Sınırlarını aşması için zorlanan çocuk endişe belirtileri gösteriyor. Yanlız kalmaktan hata yapmaktan korkuyor. Yanlızlıkla baş etmek için içsel kaynaklarına müracaat edemiyor. Hep dışarıdan kendisine yönelecek ilgi arayışında olabiliyor.

Ne yapmalı?

Bırakalım çocuklar diledikleri gibi çocukluklarını yaşasınlar. Hata yapabileceklerini ve bu hatalardan öğrenebileceklerini kabullensinler. Organize edilmemiş, rehbersiz, biçimsiz, hayal ürünü oyunlar çocuklara iyi gelir.

Oyun, çocuklara bağımsızlık ve kim oldukları duygusunu sağlar. Kendi başına vakit geçirebilmek de bir meziyettir. Aslında küçük çocuklar en iyi gerçek oyuncaklarla, diğer çocuklarla ve yetişkinlerle oynarken öğreniyor. Dokunma duyusuna ve sosyal deneyimlere dayanan bu faaliyetler, onların erken dönem gelişimlerinde çok etkili olabiliyor.

Zaten çocuklar ihtiyaç duydukları uyaranları her gün karşı karşıya geldikleri dünyadan alabiliyorlar; çimenlerde sürünmek, toprakla pynamak, konuştuklarımızı dinlemek gibi. Çocukların merak ettikleri soruların cevabını, kendi gözlemleriyle kendi çevrelerinde bulmaları, onları hem duygusal hem zihinsel açıdan zenginleştiriyor.

Çocukların iç dünyalarına saygı göstermeliyiz. Bize düşen, onlara güvenli bir ortam sağlamak. Bu güveni hissettiklerinde etrafı daha kolay keşfeder, daha kolay bağımsızlık duygusu edinirler. Bırakalım çocuklarımız da biz nasıl büyüdüysek öyle büyüsünler.

Düşe kalka, toza çamura bulanarak, anne babalarının güven verici varlığında,

seçim ve hata yapabilmenin özgürlüğünü içlerine çekerek..

Hayatın ritmine uyarak.”

                                                                                                                              Kemal Sayar – Yavaşla

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER