Eşik sohbetleri

0
762
  • Kapı eşiğinden su dökülür giden çabuk sağlıkla dönsün diye..
  • Gelinleri damatlar kapı eşiğinden kaldırarak geçirirler.
  • Anadolu’da düğünlerde testi kırılır kapı eşiğinde.
  • Pek çok eşikli deyim vardır; eşiğe yüz sürmek, eşiğini aşındırmak eşik gibi ayaklar altında olmak.
  • Türkülere de konu olmuştur eşik; ‘Ağlaya ağlaya giderim diyor. Ayağı eşikten dışarda gelin. Gönlünü bağlamış dosta gidiyor. Ayağı eşikten dışarda gelin’

Tasavvufta eşiğin bir kutsallığı vardır. Ulu kişilerin evlerinin eşikleri kıymetlidir; eşiğe basılmaz, eşik öpülür, eşiğe ancak yüz sürülür.

Farklı kültürlerde hep farklıdır, hep anlamlıdır, kapı eşikleri..

Bir keramet vardır kapı eşiğinde mesela kapanan sohbetler yeniden açılır.. Dostlar kapı eşiğinde birbirinden ayrılmak istemezler.

Bizim evin eşiği de günün farklı saatlerinde bambaşkadır. Bazı sabahlar anne gitme diye ağlayan bir çift göz vardır, bazen de okula gitmeye ayak direyen ayaklar vardır. Eşik hep uyanıktır hep bekler; kim gider kim gelir takip eder.

Akşam aynı dönüş saatini ezberlemiş kulaklar zilin çalmasıyla kapının eşiğine koşarlar. ‘Anne annee’ diye, apartmanın içinde bas bas bağırırlar. ‘Aman susun bağırmayın’ demem onlara, madem içlerinden bağırmak geliyor, komşular da koskoca apartmanın iki minik neşesine eşlik etsinler diye.

Eşikte dururum bir an şöyle bir süzerim onları. Bir dertleri varsa omuzu düşük olur birinin, anlarım hemen. Ne ayakkabımı çıkarırım ne montumu. Başlarlar anlatmaya uzun uzun hikayelerini..

Eşiğe oturuveririm. Bıdı bıdı anlatırlar, o gün evde neler olmuş, parkta kimi görmüşler, okulda ne yapmış, yemek ne yemiş, ablası onu tırmalamışmış, kardeşi oyuncağı vermemişmiş.. Anlatıp dururlar, anlatmaları bitene kadar dinlerim hiç ses etmeden, derin dinlerim gözlerinin içine bakarak. Zaten soru yoktur, sadece dinlememi isterler. En çok kafamı sallarım o kadar..

Susunca ben merhaba derim onlara. ‘Sizi çok özledim, öpebilir miyim?’ derim, bir sarılma yaparız. İsterlerse tabi, her zaman da istemezler yani. Bazen ikisi aynı anda sarılmak ister, birbirini itip kavga ederler. Neyse ki Allahtan iki kolumuz var:)

Baktılar ben çıkarmıyorum ayakkabımı-montumu onlar çıkarttırırlar bana. ‘Haydi anne çıkar üstünü gel içeri’ derler. Genelde benim çıkardığım çantayı-montu alır onlar oynarlar, anne olurlar evde.

Bizim eşik muhabbeti bazen 15 dakika bazen 30 dakika sürer. Bazen orada başlarız oynamaya. ‘Haydi anne yakalamaç oynayalım’ der biri, ‘tamam’ derim koştururuz bir anda..

Eşik zamanın ne zaman biteceğine onlar karar verir, bırakırım ki gün içinde biriktirdikleri ne varsa bana hepsini anlatsınlar, paylaşsınlar, içlerini döksünler..

Velhasıl kelam, elleriniz kirli, üstünüz başınız sokaktan gelmiş olsa da eşik sohbetleri pek tatlıdır, eşikte geçirilen anların kıymetini biliniz..

Tanpınar’ın şiirinde eşik hep özeldir, der ki…

”Ne içindeyim zamanın,

Ne de büsbütün dışında;

Yekpare, geniş bir ânın

Parçalanmaz akışında…”

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER