Alternatif Eğitim Metodları; Reggio Emilia Yaklaşımı

İtalya’nın kuzeyinde Reggio Emillia adlı bir kasabada anne babaların çocuklarının eğitim alabileceği bir okul kurma girişimiyle başlayan ve bugün ‘Reggio Emilia’ yaklaşımı adıyla tüm dünyaya yayılan bir okul-eğitim sistemidir. Bu eğitim yaklaşımında çocuklar sorularına cevaplar ararken onlara cevabı vermek yerine, cevabı kendilerinini bulmaları için teşvik edilir. Her çocuğun eşsiz ve yaratıcı potansiyeli vardır.

Sınıf Ortamı

Okullarda yetişkinler ile çocuklar arasındaki iletişimi kolaylaştırmak amacıyla çocukların ve öğretmenlerin bir arada bulunabileceği avlu gibi büyük bir alan bulunur. Sınıflar ise bu açık alanın etrafına düzenlenmiştir. Sınıf ortamı rahatlatıcı ve ilham vericidir.

Sınıflarda sadelik önemlidir; onun yerine çocukların resimleri, ürünleri okulun farklı noktalarında sergilenir. Eğitim ortamı çocuklar, öğretmen ve ailelerin arasındaki ilişkiyi güçlendirmeye yarayan bir araç olarak kullanılır.

reggio-emilia

                                                  *Görsel timbuktu.me adlı siteden alıntıdır.

Reggio Emilia okullarında proje bazlı öğrenme üzerine çalışılır.

Çocuklara  kazandırılmak  istenen  bilgi direkt olarak verilmez; çocuğun bilgiyi projeler ve keşifler aracılığıyla edinmesi beklenir. Bu sayede çocuklar kendi deneyimleri ile öğrenme imkanı bulurlar. Proje içerikleri genellikle çocuklar tarafından belirlenir. Her projeye tüm çocuklar dahil olmaz. Çocuklar gruplara ayrılır, ilgi alanlarına göre kendiliğinden dağılırlar.

Çocuklar için çevreler hazırlanır ve çocuklar bu çevrelerde ilgi alanları doğrultusunda keşifler yaparlar.

Reggio okullarında yıl başında çocukların hangi grupta olacakları ya da kaç projeye dahil olacakları belli olmayabilir. Yıl içinde duruma/ilgiye göre şekillenir.

Çevre nedir? Bir soru bile bir çevre olabilir veya merak ettikleri öğrenmek istedikleri herhangi bir konu olabilir.

Öğretmenler bu yaklaşımda gözlemci olarak konumlanırlar.

Bu yaklaşımda öğretmen “öğrenen” olarak konumlanır. Öğretmenler, sadece  çocukları eğiten kişiler değil, onlarla karşılıklı öğrenme sürecini birlikte deneyimleyen kişilerdir. Öğretmenler zamanlarının büyük bölümünü gözlem için harcarlar. Bu gözlem ile amaçları çocukların öğrenme süreçlerini anlamaktır.

Öğretmenler problemlere çözüm üretmek yerine çocukların uygun çözümleri kendi kendilerine ulaşmaları için yönlendirici ve destekleyici rolündedirler.

Reggio Emilia Yaklaşımında sanat bir araç olarak kullanılır. Çocuklar, hissetmek, deneyebilmek ve anlamak için her türlü malzemeyi araç olarak kullanabilirler. Resim, çamurla oynamak, heykel, müzik, gölge oyunları gibi aktivitelerin hepsi çocuğun fikrini yansıtmak için ortaya koyduğu birer araçtır.

Reggio yaklaşımında; Çocuğa bir özne olarak bakılır, bu bakış açısı için de kafanızdaki çocuk imajını tamamen yıkılması gerekiyor. Kalıpları kapatıp çocuğu anlamaya çalışmak gerekiyor.

Çünkü çocuklar aslında doldurabileceğiniz bir boşluk değildir. Öğrenme düzenli ve lineer devam etmez; spagetti gibidir; bir ileri bir geri gider.

Reggio Emilia yaklaşımında öğrenme ne kadar gerçek ve duyular aracılığıyla olursa o kadar faydalı olur görüşü mevcuttur. Öğrenme ancak duyular ile birleşince gerçek olur. Çünkü çocuklar yalan şeyler ile ilgilenmezler. Örneğin, oyunun kendisi çok gerçektir. Oyun diğer metodlarda sınırlandırılmışken Reggio’da sınırlandırılmaz, bahçeye çıkmak serbesttir, okullar düz ayaktır.

Reggio Emillia yaklaşımında 3-6 yaş okul öncesidir ama okula hazırlık değildir. Çünkü 3-6 yaş bir şeye hazırlamak için kullanılmayacak kadar değerlidir. Duyuların çok aktif olduğu yaş gurubudur.

Çocuklar cevabını bizim de bildiğimiz sorulara cevap vermek istemezler.

Soru sormak ve doğru soruları sorabilmek önemlidir. Evet-hayır soruları yerine onları daha çok konuşturacak, konu hakkında yorum yaptıracak güçlü sorular sormak önemli. Ama cevabını hiç birbimizin bilmediği konular hakkında konuşmayı da çok severler. Uydururlar ve hayal kurarlar aslında. Burada ne görüyorsun, kokusu nasıl, tadı nasıl soru sorarak’ merakı desteklemek değerli.

Doğruya gitmeye çalışmayıca öğrenme daha güzel oluyor. Aslında çocuklar gibi soru sormayı denemek gerekiyor çoğu zaman..

Masa siparişi veren çocuklar

Bir Reggio okulundan örnek dinledik.Okul için bir masa siparişi verilmesi gerekmektedir. Okul bunu kendisi yapabilir ama çocuklar siparişi versinler şeklinde bir proje oluşturulmuş. Bu örnekte çevre bu oluyor. Okulda örnek bir masa mevcut. Bir marangoz çağırılıyor. Önce çocuklar ile marangoz sohbet ediyor. Sonra marangoz çocuklardan masa için bir ölçü istiyor ve gidiyor. Çocuklar okuma-yazma bilmiyen bir grup olarak masa siparişi üzerinde çalışmaya başlıyorlar.

Çocuklar siparişi verirken birbirlerinden öğrenirler, birbirlerinden öğrenmeleri öğretmenden öğrenmelerinden daha değerlidir.

Bu örnekte çocukların yaş ortalamaları 5 yaş aralığında. Bu siparişi vermeleri yaklaşık olarak 2 hafta sürüyor. Bu iki hafta süresince bir çok farklı metodla masayı ölçmeye çalışıyorlar. Kimi ayakkabı ile kimi kol veya bacak boyu ile. Tüm kararlar grupça alınıyor. Öğretmenler sadece gözlemci konumundalar. Bu arada sınıfta bir metre de var ama kimse onu kullanmıyor. Çocukların yaklaşımı, geçtikleri aşamalar, kazanımları gerçekten muhteşem.

Sadece okulöncesinde değil Canada gibi ülkelerde liseye kadar Reggio uygulamaları devam ediyor.

Ne zaman kendini çocuğuna bırakırsan çocuğunu o zaman görürsün. ‘Annelik kirlenmedir’. Şöyle ki çocuğun açlığı tokluğu tuvaleti her şeyi anne için sorumluluk alanıdır. Kendimizi ne kadar çocuğumuza bırakırsak o kadar çocuğu görebiliriz.

Geçtiğimiz hafta Beyhan İslam’dan dinlediğim Reggio Emilia yaklaşımına dair notlarımı okudunuz. Reggio Emilia metodunu biz yazı ile hap gibi vermek çok mümkün değil. O yüzden bu yazıyı bir giriş niteliğinde kabul edebilirsiniz. Daha çok okumak isterseniz internette hem İngilizce hem de Türkçe kaynaklar yer alıyor..

2 YORUMLAR

  1. Merhaba Güneş,
    Bir konuda fikrini rica edecektim. İlkim Adayı kreşe başlatıcağız. Servisle 30-40 dk mesafemizde Reggio yaklaşımında bir okul var.Sınıf 12 kişilik. Bir de evimizin yakınında standart bir kreş var. Yarım gün gidecek. Reggio sistemindeki bir okul yarım gün için düşündüğümde, 3,5 yaş için yol yorucu olur, ektra stres biner diye düşündüm. Evimizin yakınındaki standart kreş ise 18 kişilik sınıfta, 12 kişisi erkek 6 kişi kız 🙂 Bizimkiyle 7 kız olacaklar. Yani cinsiyet dağılım dengesiz biraz. Çocukların durumlarını bilmiyorum. Ancak yaşları 3-3,5 olduğundan tahmin ediyorum 🙂 Çok kararsız kaldım. İnan okul öncesi ben fena stres oldum:) İnsan çocuğu için en iyi kararı vermek istiyor. Çünkü eğitimi için ilk başlangıçlar bunlar. Senin de bu konulardaki hassasiyetini bildiğim için danışmak istedim. Çok teşekkürler.Sevgiler

    • Selam Gözdecim,
      Soruna ancak ben olsaydım diye cevap verebilirim çünkü biliyorsun herkesin bakış açısı ve beklentileri farklı oluyor. Alternatif eğitim sistemleri uygulayan anaokullarını çok seviyorum ama eve yakın olmak kaydıyla:) 3-4 yaşında bir çocuk için 40dk yol uzun geliyor bana. Trafikte, yağmurda, karda istanbul trafiği daha da zorlayabilir. O yüzden ben oyumu eve yakın olandan yana kullanırdım sanırım. Kız-erkek dengesi her zaman mümkün olmayabilir sınıfta, yine de kızlar kızlarla oynuyor, oynamak için de 7 iyi bir sayı bence:)
      sevgiler çok.

CEVAP VER