Yolculuk

Uzun yıllar hayatıma kendi kararlarımın yön verdiğini düşündüm.Yollara, yöntemlere, gidileceklere, her şeye ben karar verirdim.

‘Kabullenmişliğe, eyvallah demeye, kadermiş deme‘lere özenirdim. Bu mantalitenin insana huzur verdiğini düşünür ama eş zamanlı kendime uzak bulurdum.

Sonra zaman geçti, tabi ben de büyüdüm.İlk defa kontrolüm dışında hayatımda bir şeyler gelişti, tamamen spontan, tamamen kendiliğinden olan bir durumdu.

Önce çok şaşırdım ve kabullenmekte zorlandım.İnanamadım, nasıl olurdu da kontrolüm dışında gelişirdi bir şeyler… Şaşkındım. Zaman geçti kabullendim ve barıştım kendiliğinden gelenle.

Dedim ki olacağı varmış, olması gerekiyormuş ve ben henüz bilmesem de olması için doğru zamanmış belki de… 

Ve devam ettim. Kabullenerek hafifledim, rahatladım.

Sonra şunu farkettim ki; bu kontrolüm dışında gelişen durum, meğer kendi büyürken beni de olgunlaştırmış.

Ve bu olagelişle de muhteşem bir yolculuk başlamış; renk gelmiş, tazelik, ferahlık, umut gelmiş.

Olmak hali de başkaymış çünkü. Tahammül etmek, zorlanmak, direnmek, yorulmak, yılmamak hepsi başka hallermiş.

Olmak her daim süren, insan yaşadıkça, deneyimledikçe daha iyi anlaşılan bir şeymiş.

Hayatta en çok yaşlılardan ve çocuklardan öğrenilirmiş.

İnsan Yaşlıların deneyimiyle ve çocukların tazeliği ile beslenirmiş ve tutunurmuş hayata.

Aslında deneyim de olanı olduğu gibi kabullenebilme haliymiş.

Olana varolageldiği şekilde saygı duyma, önünde eğilme, gelişine göre yönelme, yani bir nehirde tutunmadan kendini akıntıya bırakabilme anıymış.

Doğadaki o eşi benzeri olmayan, muhteşem döngüyle hayatı anlamaya çabalamakmış.

Olmak için çok varmış daha, ama yol ve yolculuğun kendisi harikaymış.

Ve her yolculuk insanı kendine bir adım daha yaklaştırırmış.

Bir adım ve sonra bir adım daha.. Ve sonra bir adım daha..

Princess-Kaguya-640x360

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER