İçimdeki küçük çocuk

0
548

Sevgili Ayça Oğuş Facebook’ta bir yazı paylaşmış. Buradan okuyabilirsiniz.

Ben yazıdan çok onun yorumunu sevdim.

Yorumda gizli bir soru vardı kulağıma fısıldayan ‘Senin içindeki çocukla ilişki durumun ne?’ diye sordu..

İçimdeki çocukla ilk zamanlarda ilişkimiz çok iyidi. Sonra bir gün bana ‘Büyü de gel çocuk’ dediler, ben de büyüdüm. Yetişkinlere özel dünyada, yetişkin kalıp-davranış biçimleri ve standartları ile mutlu mesut yaşamaya başladım. Sonra başıma bir mucize geldi ve hamile kaldım.

Bu gebelik, yetişkinlere özel hamilelik paketi ile birlikte gelmişti. İçinde eğitim, kitap ve bolca kural bulunduran bir paketti bu. Bebeğimi kucağıma ilk verdikleri an sudan çıkmış balık gibiydim. Oysa annelik okulu sınavları için çok çalışmıştım ama nedense kendimi sınıfta kalmış gibi hissediyordum. Çünkü fiziksel ortamı ve şartları hazırlarken ruhumu okula hazırlamayı unutmuşum. Zaten bu bir okul da değildi ya, onu sonra anlayacaktım.

Yetişkinlere özel kurallar dünyasıyla kendime görkemli bir annelik plazası inşa ettim. Bir şekilde sistem işliyordu. Anneliğe dair pek çok şey denenmiş, kanıtlanmış, yazılmış ve de çizilmişti. O yüzden kolaydı bunları uygulamak, ya da o sıra öyle sanıyordum. İçimdeki küçük çocuk o sıra ortalıklarda pek görünmüyordu. Zaten o kadar yorgundum ki kimseyi görecek vaziyetim de yoktu. Ben rollerimi gerçekleştiriyor, kalan zamanlarda da uyumaya niyet ediyordum.

İkinci çocukla birlikte içimdeki küçük çocuk da ara ara görünmeye başladı. Ama hala bir silüet gibiydi. Kurallar ve sınırlar ile temelini attığım görkemli plazada artık sarsılıyordum. Kaçış aradığım noktalarda küçük çocukla saklambaç oynuyorduk.

Sonra bir an oldu, bir cami avlusundaydım. Kendimi çok yanlız ve kimsesiz hissettiğim bir andı. İçimdeki küçük çocuk geldi yanıma, sarıldı, elimi tuttu, ‘Bir daha seni asla bırakmayacağım’ dedi. Ne çok özlemiştim onu…

Çok zaman olmuştu, yetişkin olalı, anne olalı, rollerimi ve maskelerimi yüzüme takalı. Şöyle üzerimden atınca bunları, daha güzel oynar olduk onunla. Daha sık görüşür ve sohbet eder olduk. İnsan hayatta bazen kendisini de unutveriyor ya. Ben onu sevdikçe, ona değer verdikçe daha kendime değer verir oldum. Çünkü bu bir zincir aynı doğadaki gibi. Sen kendine değer verince gerisi de geliyor zaten.

Evet anneyim, aynı zamanda bir insan ve aynı zamanda bir kadınım. Doğruları, yanlışları, inişleri, çıkışları ile…

Artık kızım biraz mısır yedi diye geceleri kabuslar görmüyorum çok şükür, dondurma yedi ‘aman içinde şeker vardı’ diye kendi kendimi yiyip bitirmiyorum. Çünkü koyduğum sonsuz kural ve sınırın aslında onları değil benim ruhumu sınırladığını fark ettim.

Kızlarımla oynarken içimdeki küçük kız ortaya çıkıveriyor; onlarla dans ediyor, keşfediyor, sorular soruyor. Böyle daha özgürüm ve daha huzurlu.

Ne güzelmiş kendine sahip çıkmak, çünkü insan içindeki küçük çocuğa sahip çıkınca asla kimsesiz kalmıyormuş.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER