Barış Karayazgan ile Çocuk ve Sanat

0
897

Çocuk ve sanat konusunda kafam oldukça karışıktı. Çocuk yaptığını sorduğunda nasıl cevaplamalıyım bilmiyordum. Ya da beraber resim yaptığımız zaman o soyut çalışıyordu bense kuş veya ev çiziyordum, tabi bir yandan da düşünüyordum onun hayal gücünü sınırlandırıyor muyum diye… Bu seminer kafamdaki soru işaretlerine cevap oldu.

Seminer konuşmacısı Barış Karayazgan heykeltraş ve Pace Sanat Merkezi‘nin kurucusu. Bu kimliklerinin dışında çocuklarla iletişimi çok güçlü bir eğitmen. Geçtiğimiz ay Aksanat’ta gerçekleştirdiği ‘Çocuk ve Sanat’ konulu seminere katıldım. Bu yazı seminer izlenimlerinin bir yansımasıdır.

2,5-4 Yaş arası çocuklar bütün gün karalarlar. Ne yapıyorsun diye sordunuz mu hiç? 

Ben sordum dedim, ‘ağaç yapıyorum’ diyor, muhtemelen kendine göre doğruyu söylüyor. Çocuk o sırada iç dünyasını yapıyor; yapabildiği kadar yapıyor(yani kasları elverdiğince). Önce karalıyor zaman geçtikçe daireler çizmeye başlıyor en doğal form ve en kolay çizme biçimi bu olduğu için. Peki biz yetişkinlerin tepkisi ne? ‘Çocuğum orada ağaç yok ki, bu ağaca benzememiş, baaak çiziyorum işte ağaç böyle olur’ diyoruz. ‘Hatta rengi de yeşil olur’ diyerek tüm bilgiyi veriyoruz.

Bazen de ‘seninki çok benzemiyor’ demiyoruz. Biz model olup gerçeğe yakınını çizince o kendi kendine ‘benimki hiç olmamış ki…’ diye düşünüyor.

Bu yolla çok küçük yaşlarda çocuğa ‘sanat yapacaksan dış dünyadaki şeylere benzemeli’ mesajını veriyoruz. Oysa sanat özgün olan değil mi?

Çocuk aktivite/oyun/sanat yaparken ‘Oldu mu?’ diye sorarsa.. 

Siz otorite olmak durumunda değilsiniz. Yani ‘bilmiyorum’ diyebilirsiniz. Çünkü olmuş ya da olmamış olabilir. İyi bir resim olup olmadığına karar vermek otorite gerektirebilir. Sizin evde çok güzel olmuş dediğinize, okulda bir arkadaşı ‘ay çok kötü olmuş’ da diyebilir.

Çocuğun ‘Oldu mu?’ diye sorması aslında süper beğendiğini ve sizin de beğenmenizi istediğinin bir yansımasıdır. Soruyor ama oldu demenizi bekliyor. Oysa ‘Bilmiyorum’ derseniz çocukla aynı seviyeye geliyorsunuz.

O sırada ‘Sen ne düşünüyorsun?’ derseniz,

‘Bence oldu’ der ve mutlu olur. Burada önemli olan bir şeyin olup olmadığının kararını ona bırakmaktır. Kararın ona bırakılması onu inanılmaz mutlu edecektir.

Biz yetişkinler için bilmiyorum diyebilmek önemli. Her şeyi bilmek zorunda değiliz ve hiç bir şeyin otoritesi olmak durumunda da değiliz.

Tekniği gösterirken bir şey çizmeyin.

Malzemeyi çocuğun önüne bırakın, nasıl yapabileceğine ne yapabileceğine kendi karar versin. ‘Haydi suluboya yapalım’ diyip bir kuş çizerseniz, çocuk sizin kuşun benzeri yapmaya çalışmaya çalışacaktır. Yaşına göre de başaramazsa kağıdı karalayıp kızabilir. Ya da karalayarak kendince bir kuş çizer onu da muhtemelen siz görmeyebilirsiniz. Örnek çizim yapmamaya, heykel yapmamaya özen gösterin.

Taşırmadan boyama çalışmaları..

Pek çok anaokulunda fotokopi çizilmiş kağıtları renklendiriyor çocuklar. Dışına taşırmadan boyama yapmak, kas gelişimi için değerli, sonrasında yazıya da hazırlayacaktır. Diğer yandan bu durum sürekli aynı şekilde tekrar ederse çocuk sanatı/resmi dışına taşırmadan boyamak olarak algılayabilir. Resim olmadı neden? Çünkü dışarıya taştı. Bu nedenle taşırma boyama çalışmaları olsa da beyaz kağıda özgün çalışmalar da yapmakta fayda var.

cocuk-sanat-aktivite1

Sanatta ne kadar yönerge olmalı? 

Ne kadar az yönerge o kadar iyi. Örneğin; mozaik yapıyoruz diyoruz, mozağin şekline, rengine, her şeyine çocuk karar veriyor. Mozaik hamuru tamamen çocuklar tarafından hazırlanıyor. Yapılacak faaliyet ne ise çocuk, bu faaliyete liderlik ediyor olmalı. Çünkü çocuğun ancak liderlik ettiği alanda öğrenme ve aktif katılım gerçekleşiyor.

Çocuğun sanatın ön hazırlığını kendisi yapması.

Bir çok anaokulunda seramik dersi var, bu dersler için seramik hamurları önceden hazırlanıyor ve yoğruluyor. Halbuki çocuğun öğrenmesi ve deneyimi açısından güzel olan o seramik hamurunun çocukla birlikte yoğrulması. Yani çocuğun hazırlık sürecine, malzeme ön hazırlığına dahil olması…

Malzeme hazırlık süreci evde nasıl uygulanabilir? 

Kendi evimizde çocuk kendi suluboyası için suyunu doldurabilir, boyaları ulaşabileceği bir yerde durabilir. Çocuk boyama tekniğine kendi karar verebilir, kağıdını kendi alabilir. Sandalyesini kendi masasına yaklaştırabilir ve başlayabilir. Bu süreçte biz yetişkinlere aslında hiç ihtiyaçları yok. Olabildiğince kendimizi durdurmamızda fayda var. Çünkü çocuk ancak bu yolla kendi kendine bağımsız faaliyetlere başlayabilecektir.

Sanat duvardaki resimdir ve dokunulmaz şeydir!

Bu bir önyargı ve bunun yıkılmasında fayda var. Sanat çocukların hayatlarının parçası olduğunda daha güzeldir. Yaptığı eseri odasında sergilemek, evin bir yerinde onun yaptıklarının asılı olması onlar için çok gurur verici bir durum.

cocuk-sanat-aktivite.2

Sanat konusunda çocukların en büyük kaygısı yeteneksiz olmaları…

Çocuklar yetenekli olma konusunda önyargılara sahip olabilirler. Yaptıklarının olduğu ve beğenildiği fikrine sahip olurlarsa yetenekli olduklarına ve sanat yapabileceklerine inanırlar. Hatta anaokullarında bile birbirlerinin resimlerini beğenmeyebiliyorlar. Bu konuda iki kitap önerim var; 1.Mış Gibi 2.Nokta (Yazar Peter H. Reynolds)

Sanat öyle bir şey ki her şeye açık olmak lazım.

Barış bey, ailelerle yapılan sanat çalışmalarında istisnasız her ailenin çocuğuna hangi rengi seçeceğini söylediğini belirtti. Çocukların temel ihtiyacı kendilerini ifade edebilecekleri sanat çalışmalarında özgür olmak, çalışacakları renklere, boyutlara, şekillere tamamen kendilerinin karar vermesi. Ne kadar özgür olurlarsa kendilerini o kadar iyi ifade edebilirler unutmayın.

Sonuç değil süreç 

Ortaya çıkan sanat eseri satılmayacak, önemli olan çocuk o resmi, heykeli, seramiği yaparken eğleniyor mu? Güzel vakit geçiriyor mu? Öğrenme ve yaratıcılık eğlenceli olan her çalışmanın içinde doğal olarak yer alır, biz fark etmesek de bu böyledir.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER