Babalar günün kutlu olsun..

0
1320
OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Hamileyken kitaplar okur, akşamları okuduklarımı sana anlatırdım. Kendimce önemli yerleri işaretler, seni de okuman için zorlardım. Israrlarıma dayanamayıp bebek bakımı kursuna bile gelmiştin benimle. Oyuncak bebeğin gazını çıkarırken bebeği biraz sarstın diye tartıştığımızı hatırlıyorum da. Allah o sıra sabır vermiş sana, çok şükür…

İçimde büyüyen bebeğin kımıldayışı dünyanın en güzel duygusuydu. Her hareketinde çağırırdım seni. Ama çoğunlukla yetişemezdin. Çünkü hareketi olduğu an hissediyordum, olmadan önce değil. Nihayet yedinci ay gibi bebeğin hareketleri dışardan görülebildiği zaman sen de heyecanıma dahil olabilmiştin. Bunun gibi büyük bir heyecana ikinci etapta dahil olmak zordu değil mi ?

Aylar sonra nihayet doğum gerçekleşti. Ama vaktinden biraz önceydi. Bebeğimi sağlıkla kucağıma aldığım için çok mutluydum.. Diğer yandan ciddi bir lohusalık sendromunun içine düşmüştüm. Ruhum gel-gitlerdeydi. Ferahlık ve zorlanmayı eş zamanlı yaşıyordum.

‘Neden doktor kilosunun daha fazla olacağını söylemişti?’..

‘Neden bu kadar küçük doğmuştu, yoksa ben mi büyütememiştim onu yeterince?’

Hep kendimi suçluyordum. Bir de üstüne sarılık olunca; doktora ‘Lütfen bizi hastaneden çıkarmayın...’ diye yalvardığımı hatırlıyorum.

‘Tamam, sen ne zaman istersen o zaman çıkarız’ demiştin..

Hastanedeyken yanımda senin kalmanı istemiştim. Neden biliyor musun? Çünkü beni en iyi senin anladığını düşünüyordum.

O sıra beni anlamak epeyce zordu, zaten ben de kendimi anlamıyordum ki. Sen ise beni sakinleştirmek için her yolu deniyordun. Ne dersem ‘Tamam’ diyordun ya…

Bebeğin o sıra benimle kurduğu tek iletişim emmekti, ben o anları onunla yoğun yaşarken, sen uzaktan bizi izliyordun.

Bilmediğin her şeyi yapmanı istedim senden. Birlikte altını değiştirdik, beraber yıkadık. Ben bebek yıkamayı da seninle birlikte öğrendim:)

Aslında her şeyin ilkini birlikte deneyimledik. Her ilk çok özeldi.

Ben biraz titizdim; yok organik, yok şu doktor bu, derken çok yordum seni değil mi?

Tüm bu zaman boyunca gıkını çıkarmadın. Çıkardığın zamanlarda da püskürtüyordum seni bir yanardağ misali…

İkinci doğumdan sonra; üç yılda iki gebelik, bitmeyen bir emzirme dönemi ve sürekli uykusuzluk ile karşındaydım. Bedenim ve ruhum bitkindi. Tüm bunlarla baş etmek benim için çok zordu. Daraldığım için o zamanları sana da dar ettim değil mi?

İkinci çocukla birlikte evi, zamanı, işi yönetmekte çok zorlandım. İki bebek ve ikisinin de birbirinden tamamen farklı ihtiyaçları vardı. İkisi de anne kuzusuydu.

Kızıyodun bana ‘ben bu evde üçüncü sırada geliyorum’ diyordun.. Haklıydın belki de.. Şimdi daha iyi görebiliyorum bunu. Ama o zaman çok anlamlandıramıyordum. Evde bu kadar yoğunluk varken, ‘Nasıl olur da böyle hissedebilirdin ki?’…

Sonuçta  ilgilenmem gereken iki bebeğım vardı, bir işim ve bir de evim. Çok büyük bir bölünmüşlük ve parçalanmışlık vardı içimde, ne kadar uğraşsam da puzzle bir türlü tamamlanamıyordu.

Kafamda kodladığım bir baba ve bir de anne vardı. İkimiz de o tanıma uymalıydık. Çocuk yetiştimekle ilgili her şeyi öğrenmeli, onlara en doğru şekilde davranmalıydık. Çok sevmeli ama disiplini elden bırakmamalıydık. Çok oyun oynamalı ama anne-baba olduğunu hissettirmelidik ve tabi ki tüm zamanımızı onlara adamalıydık.. Bu hiç de kolay değildi..

Bebeklerden ödünç aldığım her zamanı ‘çalınmış olarak kodluyor’ kendimi suçluyordum.

Ne olduysa yaklaşık bundan bir yıl önce oldu. Kafama bir taş düştü herhalde, bilmiyorum. Biraz gevşedim ve rahatladım. ‘Tabi ben rahatlayınca sen de rahatladın değil mi?’

Kendime ve bize daha çok zaman ayırmaya başladım. Arada kızları bırakıp anne-baba zamanı yapmaya başladık. Ben de biraz kendime dönmeye başladım, ben kendime döndükçe mutlu oldum, mutlu oldukça seni de mutlu ettiğimi umuyorum…

Anne-babalığın da aslında bir yolculuk olduğunu, çocukla birlikte her şeyin yeniden keşfedildiğini önemli olanın yolculuktan birlikte keyif almak olduğunu sonradan anladım. 

Biliyorum ki uzun ve zorlu bir yolculuğun daha en başlarındayız. Hayat ova gibi değil, hep dağlar denize dik, hep karlı. Gözgöze aşmalı birlikte…

Bir şekilde anneler baş rolde oluyor, babalar ise gölgede kalıyor. Biz de böyle olduysa biraz, özür dilerim…

Hep destek olduğun için teşekkür ederim. İyi ki varsın..

Kızlarımın babası, babalar günün kutlu olsun canım.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here