Tutamıyorum zamanı, büyüyorlar…

0
646

Daha geçen yıl Nisan okula başlamıştı. İlk gün belki ben ondan daha heyecanlıydım. Ne yapacak, adapte olabilecek mi hepsi soru işaretiydi. Okula başladığında 3 yaşı biraz da geçkin olduğundan, öncesinde oyun grupları ile vakit geçirdiğinden, okula hazır olduğundan ve üstüne üstük biz de ebeveynler olarak okula hazır olduğumuzdan rahat bir geçiş süreci olmuştu.

Haftaya okullar açılıyor. Bu yıl Cemre 3 yaşına 3 ay kala okula başlayacak. Aktif ve sosyal bir çocuk. Bu yıl oyun gruplarına devam etti. Genelde katılımcıydı. Bir ara gitmek istemedi, çok sonradan anladım ki, bir çocuk onu rahatsız ediyormuş. Çocuklar davranışları ile iyi ve kötü giden her şeye dair sinyal veriyorlar aslında. Bazen görebiliyoruz, bazense göremiyoruz işte…

Hafta sonu kendimi kara kara düşünür halde buldum. Haftaya İkisinin de okul servisleri olmayacak ben bırakacağım. İlk gün Cemre’nin yanında olacağım, haftanın diğer günleri için ise babaannemizden destek alacağız. Bir yandan Nisan artık tek başına halleder diyorum, bir yandan okulun ilk günü olduğu için onunla da olmak istiyorum. Çünkü bu yıl, hem kampüsü hem öğretmeni hem de sınıfı değişti. Ama anne bir tane, ikiye bölünemiyor işte. Ufaklığın daha çok ihtiyacı olur düşüncesi ile ilk gün onunla olacağım. Maceralı ve koşturmacalı bir hafta olacağı kesin.

Özellikle sabahları çok eğleneceğiz. Yaz döneminde akşam yatma saatleri konusunda biraz daha serbest bırakmıştım onları, sabahları da keyifle uyuyorlardı. Okulla birlikte sabahları erken kalkacağımız için akşamları tekrar erken yatma rutinine başlayacağız.

Bu yıl ikisi de sabahtan akşama okulda olacaklar. Bir yanım bu tempolara çok mu erken girdiler ya çabuk sıkılırlarsa diyor, bir yanım da yurtdışındaki anneler çok daha erken yaşta çocuklarını veriyorlar, ‘bizimki can da onlarınki patlıcan mı?’ diyor.. Annelik böyle bir şey işte; çok perspektifli düşünebilme tekniklerini geliştirmece, süpheci yaklaşımla tavan yapmaca durumu. Tabi hafif kafayı yemece de oluyor, o ayrı.

Diğer yandan bu okula başlama süreci beni çok hüzünlendiriyor. Eylül’ün gelmesinden mi, çocukların okula başlamasından mı, yoksa yere düşmeye başlayan sarı yapraklardan mı bilmiyorum ama bir hüzün var işte orada bir yerlerde…

Elbette yeni başlangıçlar yapacakları için onlar adına çok mutluyum. Diğer yandan büyüyorlar diyorum içimden, şu an öyle şekerler ki.. Tabi ki de büyüyecekler biliyorum, ama işte tutamıyorum ya zamanı.. Bazı anlarda o ana asılı kalmak istiyorum; bu minik tavırlarını, edalı konuşmalarını, uydurmasyon şarkılarını daha çok duyabilmek ve tabi onlara hayran hayran bakabilmek için.. Çok şükür büyüyorlar ve ben hayatımın filmini en ön sıradan pür dikkat izliyorum.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER