Şımarabilme özgürlüğü

0
511

Çocukluk şımarabilme özgürlüğünün olduğu tek cumhuriyet, öyle değil mi? Okulda öğretmenine mi şımaracak çocuk, gelecekte eşine mi? Kime şımarabilir ki çocuk hayatta annesinden başka…

Öncelikle itiraf etmeliyim ki bu şımarma konusu beni deli eden bir mesele, hatta blogda da bir kaç kez dile getirmiştim. Çocuk okulda sakin, evde ben yokkende ama ben eve gelince çıldırıyor, şımarma maksimum seviyede.. Yani bir türlü anlayamıyordum ben eve gelince çocukta nasıl bir enerji oluşuyor? Neden bu çocuklar bu kadar şımarıyorlar diye. Sonrasında Aletha Solter’in kitabında bazı yanıtlar bulmuş, burada yer vermiştim.

Geçenlerde izlediğim Ters Yüz filminde çocuğun şımarma sahneleri vardı; ailesiyle şımardığı/saçmaladığı, mutlu olduğu anlar uzun dönemli hafızasında depolanıyor ve inanmazsınız ama ruhunu zenginleştiriyordu. Hatta zorlandığı zamanlarda çocuk bu anılara sığınıyordu. Anılar onun en özgür ve dolayısıyla en mutlu hissettiği zamanlardı.

Acaba biraz şımarmalarına, arada saçmalamalarına izin mi vermeliyiz? Yani çocukların bir çok konuda karar verme özgürlüğü zaten ellerinden alınmış durumda, en azından şımarabilme özgürlükleri onlarda mı kalsa?

Buradaki şımarıklıktan kasıt, çocuğun şımarıklık ile bize istediği her şeyi aldırması ya da yaptırması değil, saçmalayabilme özgürlüğü, ortak saçmalayabilme özgürlüğümüz aslında. Çünkü ortak saçmaladığımız anlar o kadar komik o kadar eğlenceli ki onlar için:)

Saçmalama diyebilirsiniz ama bir de şöyle bakın… Sonuçta çocuk okula gidecek, okulda otorite öğretmen; onun şımarmasına izin vermeyecek, hafta sonu spora gidecek, oradaki antrönör de onu şımartmayacak, sonra mezun olacak, iş hayatına başlayacak, eminim patronu şımarmasına asla izin vermeyecek ve sonra evlenecek, sizce eşi onu şımartacak mı?

Peki sizce herhangi bir şımartma, ebeveyn kucağındaki sevgi, şımartma ya da saçmalayabilme özgürlüğü gibi olabilir mi?

Zaten ebevenler dışında dışında deli saçması işler yapan bir çocuğa kim tahammül edebilir ki? Hangi sevgi buna kucak açar?

Aslında şımarmak bir bakıma saçmalayabilme özgürlüğü demek, özgürce saçmalamak, deli gibi dans etmek, tuhaf sesler çıkarmak, garip şeyler yapmak deli deli işler işte..

Şimdi iş hayatımızda aldığımız yaratıcılık eğitimlerini düşünüyorum da, aslında hepsi saçmalayabilmek üzerine; yaratıcılık için bizim o çocuklukta sahip olduğumuz, şimdilerin gerçekçi dünyasında yeri hiç olmayan saçmalayabilme özgürlüğüni tekrar kazanmaya çalışıyoruz. Onu çoktan kaybettiğimiz için yeniden bulmaya çalışıyoruz. Oysa çocukken bu zaten doğamızda var.

Çünkü çocuklar saçmaladıkça, oyndıkça eğleniyorlar. Üstelik ilerleyen yaşamlarında ciddileştikçe de bu özgürlüğü kaybediyor olacaklar, gerçekliğin prangaları onların da ayaklarına vurulacak. Oyun oynamak artık mümkün olmayacak. Gelin şımarıklığa, oyuna bir de bu perspektiften bakın…

Böyle bakınca sanırım benim dayanma gücüm biraz daha arttı, naçizane paylaşmak istedim.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER