Fotokopi Makinesi

0
381

‘Annem gibi’ giymek istiyorum, annem gibi’ yemek istiyorum diyor. ‘Annem gibi’ diyor ya pek hoşuma gidiyor. Bana benzemek istemesi, beni taklit etmesi her zaman mutlu ediyor beni. Ama zaman zaman da ürkütüyor, ya bir şeyleri yanlış yaparsam, ya da yapıyorsam endişesi her an yüreğimde.

Endişelenmeyin çünkü çocuklar sizi asla dinlemeyecekler, şundan endişelenin ki her zaman sizi izleyecekler! Biraz rahatsız edici bir ifade olsa da çok gerçek.. 

Aslında konuya nerden baktığınıza da bağlı, olumlu alışkanlıklar kazandırmak istiyorsanız ve bu kuralın farkındaysanız hayatınızı çok kolaylaştırabilirsiniz. ‘Haydi dişlerimizi fırçalayalım’ dediğimde kimse gelmiyordu. Sonra çağırmayı bıraktım. Sabah-akşam karşılarında fırçalamaya başladım. Hiç bir şey söylemedim sadece fırçaladım. Sonra peşimden geldiler ve onlar da fırçaları ellerine almaya başladılar.

Evde ne yaşanıyorsa çocuk bunu direkt olarak kopyalıyor ve kendine adapte ediyor. 

Çocuklar oynarken 1-2 sayfa artık ne kadar okuyabilirsem, elimde hep kitap oluyordu. Bu aslında benim normalim, yani şov amaçlı yapmadım. Zamanla gelip sormaya başladılar  ‘anne ne okuyorsun’, ‘anne bana da okur musun’ diye.

Örneğin çocuğunuza kazandırmak istediğiniz değerler var, ama nasıl yapacağınızı bilmiyorsunuz. Aslında tek yapmanız gereken o değerleri evde sizin yaşamanız. Çocuklarınız da tanık olacakları için o değerler ile büyümüş olacaklar. Örneğin aile sizin için önemli bir değerse, bu değer için her akşam aynı saate tüm aile bir masa etrafında (elektronik cihazları kapatarak), sohbet ederek yemek yiyebilirsiniz. Bu yolla değeri yaşamak ve yaşatmak için çocuğunuza fırsat yaratmış olursunuz.

Ben fotoğraf çekmeyi çok seviyorum, Nisan da ne zamandır çok özeniyordu, cep telefonumla çekmesine izin veriyordum. Ama 4 yaşında cep telefonum ile haşır neşir olmasının ona birşey kazandıracağını düşünmüyorum.

Doğum gününde ona ikinci el bir fotoğraf makinesi hediye ettim. Artık birlikte fotoğraf yürüyüşleri yapabiliyoruz:) Bazen neyi çektiğimi tam anlayamıyor, ‘Anne nereyi çektin sen şimdi?’ diye soruyor. Beyaz evi diyorum mesela, hemen karşısına geçip o da çekiyor. Bazen de benden güzel kareler yakalıyor:)

Sabahları beni makyaj yaparken görüyor, bitmiş makyaj malzeme kaplarını ve fırçaları temizleyip ona verdim, o da benimle birlikte kendine yapıyor-muş gibi yapıyor. Hayali bile hoşuna gidiyor. Çünkü işin ucunda ‘annem gibi’ olmak var. 

Biliyorum ki çocuklar hamur değiller, onları yoğuramayız, ancak birlikte yoğrulabiliriz. Örneğin; yıllar sonra bir psikolog sandalyesine otururlarsa, psikolog ‘çocukluğunuzdan bahsermisiniz’ derse, bizimkiler ne anlatır acaba? Olumlu şeyler mi gelir aklına yoksa negatif deneyimleri mi? Kim bilir…

Tabi anne olma rolünden öte hepimiz insanız. Benim de hatalarım, zaman zaman trafikte çıkışlarım, gergin zamanlarım oluyor. Tüh, ‘arkada çocuklar var, unuttum’ diyebiliyorum. Sonradan durumu anlatarak bir şekilde toparlıyorum. Zaten artık trafikte kızınca ‘ne oldu anne?’ diye soruyorlar. Ben de gerçekten ne olduysa anlatıyorum.

Kısaca evet iyi huylar, davranışlar ne varsa alıyorlar, ama aynı zamanda kötüleri de. Bazen bir fotokopi makinesi gibi hissediyorum kendimi, sanki davranışlarım kağıt, arasına koyuyorum ışık geçiyor ve kopyalanmış hali onların belleğinde yer alıyor.

En çok da onlara zarar vermekten, yanlış davranışlar sergileyip, kötü model olmaktan endişe duyuyorum. Anne olmak çok keyifli ama son derece de büyük bir sorumluluk.

Aslında biliyorum; ufak hataları, ani çıkışları, karşıt görüşleri, pek çok şeyi konuşarak telafi etmek mümkün. Bir şeyler yanlış giderse, en güzeli sakinleştikten sonra oturup konuşmak ve birebir gözgöze iletişim ile çözmek.

Yine de insanın kendi çocuğuna rol model oluyor olması büyük sorumluluk, bazen ben de omuzlarımda 10 ton pamuk taşıyormuş gibi hissediyorum.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER