Başarılı çocuk yetiştirmek

0
661

Çocuklarımızın mutlu bireyler olmalarını istiyoruz, bu konuda hepimiz hemfikiriz. Bizim neslimiz için mutluluk ise tanımlı;

  • iyi bir meslek sahibi olmak,
  • kendi kendine yetebilmek,
  • evlenmek,
  • çocuk sahibi olmak vb.

Tabi bunlar bizim neslin mutluluk kriterleri peki ya gelecek nesil için nasıl?

İşte bu sorunun cevabı biraz zor. Onların nasıl mutlu olacağını tam olarak bilemiyoruz. Sadece tatminsiz bir yeni nesil ile karşı karşıya kalacağımızı öngörüyoruz o kadar.

Peki çocukların yukarıda bizim çizdiğimiz hedefleri yerine getirebilmeleri için ne gerekiyor? Tabi ki iyi bir eğitim almaları, çok çok ders çalışmaları, sınavlarda başarılı olmaları ve bizim kafamızdaki ‘meslek’ tanımına uygun üniversite bölümlerine yerleşmeleri gerekiyor. Bizim kafamızdakine uygun diyorum, çünkü bugün bile bizim mezun olduğumuz andan farklı onlarca meslek var; örneğin sosyal medya uzmanlığı gibi.

İçinden geçecekleri bu süreç, hem çocuklar hem de ebeveynler için oldukça zorlayıcı. Ailelerin çocuklardan beklentileri oldukça yüksek, çünkü sadece okul ve sınav başarısı yeterli değil. Diğer yandan çocuklar yeteneklerini de geliştirmeliler; bedensel olarak da gelişmeliler ve aynı zamanda iyi arkadaşlıkları olmalı vs. Sonuç olarak elimizde her saniyeleri anne-babaları tarafından programlanmış robotlar pardon çocuklar var. Aslında tüm bunları ebeveynler iyi niyetle, çocukları gelişsin, daha iyi olsunlar, geri kalmasınlar, ‘bizim olmadı onun olsun’ gibi pek çok duyguyla yapıyorlar.

Bu çocukların hayatlarına dair tüm kararları;

  • ne kadar yemek yiyecekleri,
  • ne giyecekleri,
  • saçlarına takacakları toka,
  • okuyacakları kitap,
  • oynayacakları oyuncaklar,
  • arkadaşları,
  • hobilerine kadar tüm kaderleri pardon kararları ebeveynlerin tarafından belirlenmiş durumda.

O çocuk tabi, nereden bilecek değil mi? Anne o çocuğun önüne 4 köfte koyuyorsa o yenecek. E belki çocuğun mide kapasitesi o anda 2 köftelik, belki bir önceki öğünde çok yedi… Yo yo bunun önemi yok, ne demişler büyükler; ‘O tabak bitecek!’.

Zamane çocukları hayatlarına dair hiç bir şeye kendileri karar vermiyorlar. Ne zaman ders çalışacaklarına, kaç saat çalışacaklarına, nasıl çalışmanın onlar için efektif olacağına, ne zaman ara vereceklerine, hangi okula gideceklerine, hangi bölümde okuyacaklarına kadar tüm kararlar aileler tarafından alınıyor. Tabi ki de çocukların iyiliği için.

Sonra bu çocuk mezun oluyor, geliyor iş dünyasına. Ama maalesef orada anne-baba yok, kime neyi soracak? Kararları kendisi alması gerekiyor, sorumluluk üstlenmesi gerekiyor, risk almalı, hedef koymalı belki de.. Ya da aile hayatını düşünelim. Ailede kararları ortak  alınmalı, bazen ailenin lideri olmalı ayrıca aile olmak da her an planlama yapmak demek. İyi de daha önce anne-babası onun için yapıyordu, şimdi kim yapacak bunu?

Tüm bunların da ötesinde hayat coşkuyla, huzurla yaşanmaya değer. Coşkulu yaşanan hayatta insanlar anlam arayışına girmiyorlar. Çünkü hayat onlar için zaten yaşanmaya, sevmeye ve mutlu olmaya değer oluyor.

Okul başarısının iş başarısı olmadığı artık herkes tarafından biliniyor. Çok iyi üniversitelerden mezun olup iletişim yönü gelişemediği için aslında olabileceği pozisyonlarda çalışamayan pek çok insan var.

Başarılı bir hayat sahibi olmak çok iyi bir işe sahip olmak demek değil, çok iyi iş sahibi olup çok mutsuz olduğunu anlatan pek çok insan da var. Ya da işte başarılı olan aile hayatında başarılı olamayabiliyor. Ya da sosyal olarak dengeyi sağlayamayabiliyor. ‘Başarılı’ olma ifadesi de bana doğru bir kavram gibi gelmiyor.

Aslında bunun adı dengeli bir hayat yaşamak, hayatının direksiyonuna oturmak, kendi hayatı hakkındaki kararları alabiliyor olmak. Sevgili Doğan Cüceloğlu ‘Başarıya Götüren Aile’ kitabında bu kavramları çok güzel irdelemiş ve kendi hayat deneyimlerini, gözlemlerini özetlemiş.

Kitabın adını duyduğunuzda ‘bu sınav dönemindeki aileler için’ izlenimi yaratabilir size. Ancak okuduğum zaman anladım ki pek de öyle değilmiş. Sınav döneminden çok çok önce, daha bebeklikte başlıyor aslında her şey.. Çocuğa saygı duyarak ve ona hayatta kendi sorumluluğunu vererek.. 

Ortaya konan köftelerden kaç adet alacağının kararı bile onun olmalı. Hayatına dair aldığı kararların sonuçlarını ufak yaşlardan itibaren deneyimlemesi, en büyük kazanımlarından biri olacak. Ödev yapmadığında ne olduğu, yemek yemediğinde ne olduğu; bunları ancak yaşar ve deneyimlerse belki de neyi nasıl yapacağını kavrayabilecek. Biz onları sonsuza kadar koruyamayız.

Oyun çocuğun krallığıdır, çocukların hem sosyalleşmek hem de eğlenmek için oyuna ihtiyaçları vardır, bunu asla unutmamak gerekiyor. Sınav dönemindeki çocuğun da oyuna ihtiyacı vardır, çünkü adı üstünde o bir ‘ÇOCUK’ ve çocuklar oyun oynarlar.

Sınav ve okul döneminde en sık karşılaşılan sorunlardan biri de stres ve kaygı, bunların kaynağı ne, nasıl yönetilmeli Cüceloğlu kitabında net bir şekilde çözüm önerileri sunuyor.

Cüceloğlu aile tarafından duyulan inanç ve motivasyonun önemine çok değinmiş. Annem hep ‘benim kızım yapar’ derdi, şimdi bu cümlenin ne kadar değerli olduğunu tekrar anlıyorum. Gerçek özgürlüğün kaynağını, elinden gelenin en iyisini yapma gayreti ve yaparken coşkulu olma bilinci oluşturur.’ diyor. Hayatında anlam bulamama, coşkulu olamamanın temelerinde bu var sanırım.

Ayrıca en önemli konulardan biri sınav dönemine ‘negatif bir durum’ olarak yaklaşmamakmış. Çünkü biz negatif hislerle yaklaşırsak çocuklar da aynı hislere sahip oluyorlarmış. Bu bir dönem, maalesef sistemi değiştirmek hiç birimizin elinde değil. Yapabileceğimiz tek şey bu dönemde neler öğrenebilir, neler kazanabiliriz buna bakmak. Negatif duygular beslemenin, negatif söylemlerin kimseye bir faydası yok.

Hiç bir çocuğun diğer bir çocukla kıyaslanmaması gerekiyor, çocuk kendisi ile rekabette olmalı diğer çocuklarla değil. Zaten elinden gelenin en iyisini yapma duygusundan yeterince beslenen bir çocuksa durum bu şekilde gelişiyor olacaktır.

Kitabın detaylarına girmek istemiyorum ama özet olarak benim çıkarımım; çocuğunuzun mutlu ve sağlıklı bir hayat yaşamasını istiyorsanız geminin kaptanlığını ona vereceksiniz. Sizin göreviniz kaptana rehberlik etmek, ona destek olmak, onu bilgilendirmek, yön göstermek. 

Doğan Cüceloğlu ‘Başarıya Götüren Aile’ mutlaka okuyun, çocuğunuz küçük bile olsa şimdiden!

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER