Görüntüleyerek paylaşmak anı yaşamaktan daha önemli olduysa

0
312

‘Sevgili anne-babalar, el ele tutuşun, tren yapalım, çocuklar altından geçecek’

Tam üç kez anons etti animatör, ancak üçüncüde toplandı ebeveynler. Herkes çocuğunu görüntülemekle o kadar meşguldü ki, kimse anonsları duymamıştı. Anı görüntülemek yaşamanın ve orada olmanın çoktan ötesine geçmişti…

Dijital çağ ve onun hayatımızdaki etkilerine dair yazılmış pek çok yayına rastlıyorum. Doç. Dr. Tolga Arıcak ‘Siber Alemin Avatar Çocukları’ adlı bir kitap yayınlamış;

  • İnternet insanın var olma ihtiyacı, anlamlı olma ihtiyacı, saygı görme ve değerli olma ihtiyacı, ilişki kurma ihtiyacı gibi tüm ihtiyaçlarına karşılık bulduğu bir alan. Bu ihtiyaçlar bizde internetle var olmadı. Şu an sadece bu ihtiyaçları internet ile karşılamaya çalışıyoruz, internet öncesine dair temel fark burada.
  • Kitapta internet-eğitim ilişkisinde teknoloji nerede durmalı, ne zaman çocuklar için e-posta açılmalı, internette güvenlik nasıl anlatılmalı detaylı olarak yer alıyor.
  • Normalde sosyal medya sitelerine üye olmak için 13 yaşın üzerinde olunması gerekiyor ancak çocuklar yaşlarını büyük göstererek üye olabiliyorlar. Güvenli internet kullanımını onlara öğretmek çok önemli.
  • En son bölümde problemli internet kullanımı tam olarak nasıl tanımlanır ve anne-babalar olarak neler yapabiliriz konusuna değinmiş. Kitabı bir ebeveyn olarak mutlaka okumanızı öneririm.

Yaşadığımız çağda dijital kirlilik, sosyal medya ve bunun insanlar üzerindeki etkilerine pek çok araştırma yapılıyor. Çok uzağa gitmeye gerek yok geçenlerde bir intihar vakasında polisin çektiği selfie fotoğrafını hatırlarsınız. Örneğin bu konuları sıkı bir şekilde ele alan; ‘Black Mirror’ dizisinde suç işleyenleri cezalandırmak için ‘biri bizi gözetliyor’ evi kuruluyor. Suçluyu aynı sahneyi sürekli yaşatarak cezalandırıyorlar, ona kimse yardım etmiyor ve sürekli kameraya çekiyorlar. Görüntü o kadar korkunç ki, insan ürküyor.

Güvenli internet kullanımını çocuklarımıza öğretmemiz önemli çünkü lisede iki arkadaşı(şaka amaçlı) çocuğun hayatına kız arkadaşı rolünde girebilir ve onun küçük düşürücü bir fotoğrafını okulda yayabilir. (‘Disconnect’ filmini mutlaka izleyin) Böyle bir zamanda çocuklarımızın ne yapması, nasıl davranması gerektiği konusunda onları bilgilendirmeliyiz. Hani ‘tanımadığı yabancılarla konuşmama’ meselesi var ya, benzer bilgileri çocuklarımıza internet için de veriyor olmalıyız. 

Sevgili Elif Key ‘Bize iki çay söyle’ adlı kitabında ebeveyn arkadaşlarına şöyle diyor;

Çocuklarınız yuvada prezentasyon yapıyor, ipadi sol koluyla açıp iphone’da sizden hızlı hareket ediyor diye sabahtan akşama kadar yüzümüzde ‘Ay maşallah’ yapıştırmasıyla otururken gerçekten acı çekiyoruz. Çünkü ‘Sene olmuş bilmem kaç, bütün çocuklar seninki gibi, bunlar uçsa biz şaşırmayız’ diyemiyoruz.

‘Siz elinizde akıllı telefonlarınız ile oturmuş, çocuğunuzun en tontiş pozunun peşinde koşarken ‘Emrehann bana bak oğlum, gül şimdi’, ‘Nazendee kızım eteğini savurarak Adele’in şarkısını söylesene’ diye video çekerken, sizin çocuğunuzu iphonunuzla büyütmenize üzülerek bakıyoruz. Sonra da siz üzülmeyin, bize alınmayın, sitem etmeyin diye bütün fotoğrafları like’layarak buluyoruz kendimizi.’

Sizi bilmem ama şu yukarıda altını çizdiğim cümle bana oldukça dokundu. Artık bilgisayar hafizasına depoyamadığınız kadar çok fotoğraf ve video varsa siz de aynı yolda olabilirsiniz.

En çok sığınacağımız konu; büyünce bebekliğini görsün olabilir, ama bir genç kaç bebeklik fotoğrafına bakar, kaç tanesini izler? O da bir soru işareti.

Anı yaşamak veya görüntülemek ikileminde siz oyunuz kimden yana?

Sevgili Dr. Özgür Bolat, ‘Evde bağımlılık yaratan teknoloji okulda neden yaratmıyor?’ seminerinde açıkça bahsetmişti; çocuklar aslında teknoloji ile bağımlı oldukları keşif, özerklik, sosyal ilişki ve gelişim ihtiyaçlarını karşılıyorlar. Bu ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri tek alternatif ise oyun. Çocukları ne kadar çok oyuna teşvik eder, onlarla ne kadar çok oyun oynarsak hem hayal dünyaları geliştirir hem de daha yaratıcı bireyler olmalarına destek olabiliriz.

Bir arkadaşımın oğlu neredeyse tüm zamanını ipad ile oyun oynayarak geçiriyordu. Bir pedagogdan destek aldılar, bol bol oyun oynamaları önerildi. Oyun oynadıkça çocuk bağımlılıktan kurtuldu. Videoda izleyeceğiniz dijital oyuncaklara sıkıca yapışmış çocuğunu kurtarmak için mücadele eden bir annenin hikayesi.

Endişelenmeyin çünkü çocuklar sizi asla dinlemeyecekler, şundan endişelenin ki her zaman sizi izleyecekler!

Aynen böyle sevgili dostlar, onlar her saniyenizi izliyorlar. Eğer sizin telefonunuz elinizden düşmüyorsa bir kaç yıl sonra onların da düşmeyecek. Pek çok aile çocuklarıyla bağlarını maalesef yoğun teknoloji kullanımı sonucu kaybediyor. Şimdiden, henüz onlar bizi izlerken bu konuda onlara rol model olmakta fayda var. Herkesin özel zamanı olabilir. Ama özellikle aile saatlerinde, tekonoljiden biraz uzak durmakta, sadece yüzyüze iletişim kurup oynamak her zaman en güzeli.

Örneğin yurtdşında bir anne bu bağımlılığı azaltmak için büyük yapbozlar satın almış, tüm aile başına oturup her akşam birlikte yapıyorlarmış. Hiç bir şey için asla geç değildir, her zaman bir çözüm vardır, önemli olan aramak için çaba göstermek değil mi?

Peki siz ne yapmayı düşünüyorsunuz? Teknoloji hayatımızda bu kadar derinleşirken çocuklarımızı ve aile hayatımızı elimizden almasına seyirci mi kalacağız?

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER