Okullar yaratıcılığı öldürüyor mu?

0
418
Geçen hafta Esra Sert’in Ht hayat’ta yazdığı ‘Ece’ye ağladığı için yapıştırma yok’ yazısını okudum. Kızının arkadaşı Ece’ye öğretmeni, henüz uyum sağlayamadığı ve bu yüzden ağladığı için yapıştırma vermemiş. Bu kim bilir o küçücük bedeni ne kadar üzmüş ve hayal kırıklığına uğratmıştır. Ece’yi tanımama rağmen bu durum beni öyle üzdü ki, içim burkuldu..
Aslında Esra hanım hepimizin şahit olduğu sahneleri anlatmış yazısında. Çoğu okulun göz boyamak için bizim yanımızda çocuğumuz ile çok ilgilenmesi ve okullarda çocukların sokulduğu anlamsız yarışlar hikayesi..
Sözün özü daha ilkokula başlamadığımız ve anaokulu sularında olduğumuz halde eğitim, ilk öğretmen, okuldaki eğitim metodu birer muamma kafamda. Üstelik ne kadar çok para verirseniz verin her yerde durum çok benzer maalesef.
Özellikle Amerika’daki ve genel olarak dünyadaki eğitim sistemi sorgulayan birini anlatmak istiyorum size; Sir Ken Robinson. Bu zat-ı şahane eğitim ve yaratıcılık konusunda dünyadaki en önemli fikir liderlerinden. İnsanların yartıcılıklarının dışarda bırakarak eğitildiklerini düşünüyor. Ted.com’da ‘Okullar yaratıcılığı nasıl öldürüyor?’ başlıklı bir konuşması var;

-Robinson der ki; insanlar doğaları gereği farklı ve çeşitlidirler.
Bu benim için çok net çünkü sadece iki çocuğum var ve o iki çocuğun bile birbirinden ne kadar farklı olduklarını her gün gözlemliyorum. Aynı anne ve babadan doğan iki çocuk, birbirinden çok ama çok farklılar. Aynı okula, aynı sınıfa giden çocukların farkını hayal bile edemiyorum. Hangi anaokulu, okul ya da eğitim sistemi bu farklılıklardan yola çıkarak bir eğitim veriyor, ya da verdiği eğitimi, kültürü nasıl her çocuk farklılaştırıyor?
Çocuklar en iyi oldukları kendi yeteneklerinin teşvik edildiği bir müfredat ile gelişirler. Hatırlarsanız 1800’lerde İtalyan profosör Montessori de benzer şeyleri söylüyordu, çocukların en iyi yapabildikleri, yapmaktan zevk aldıkları şeyleri yapmaları ve öğrenmelerini.
– İnsan hayatını güzelleştiren ikinci prensip ise ‘merak’tır.
Eğer bir çocukta merak kıvılcımını ateşlerseniz, yardım olmadan birçok konuyu öğrenebilir. Çünkü aslında çocuklar doğal öğrencilerdir. Bebekliklerinden itibaren herşeyi gözlemleyerek büyük bir merak içinde öğrenirler; konuşmayı, yürümeyi, yemek yemeyi.. Merak başarının motorudur aslında. Öğretmenin eğitimdeki rolü ise öğrenmeye olanak sağlamaktır, desteklemektir. Şu anki eğitim siteminin de en büyük sorunu bu aslında, öğretme veya öğrenmeye odaklı değil maalesef. Sadece sonuç yani test odaklı bir yaklaşım dolayısıyla yarış atı çocuklar neslinde yaşıyoruz.
– Insanoğlu doğuştan yaratıcıdır.
Bu yüzden hepimizin farklı geçmişi var. Hayatlarımızı biz yaratırız, hatta bazen yeniden yaratırız. Jobs’ın hayatındada bu konuya değinmiştik. Aslında bu sistemlerin dışına çıkmak mümkün. Ama köklü bir eğitim reform gerekiyor.
Bunları iyi başarmış ülkeler de var aslında. Örneğin Finlandiya’da standartlaşmış bir sınav sistemi yok. Öğrenme ve öğretme işini bireyselleştirmişler. Öğrenme işinin öğrenciler tarafından yapıldığını kabul ediyorlar ve sistem onların merakına ve bireyselliklerine saygı duyuyor.
Eğitim şu anda bizim ülkemizde mekanik bir sistem, ama aslında öyle olmamalı çünkü bu bir insan sistemi. Bir sınıf var sınıfta öğretmen ve öğrenciler var. Dolayısıyla bir etkileşim var; aslında karşılıklı fikir alışverişi ile öğrenci merakının ve yaratıcılığının teşvik edildiği ortamlar yaratılabilir, bu mümkün.
Yukarıda konuşmasından bazı bölümler aldığım Sir Ken Robinson’un türkçeye çevrilmiş iki kitabı var biri ‘Öz’, diğeri ‘Yaratıcılık Aklın Sınırlarını Aşmak’; çocukların kafası yaratıcı fikirler ile dolu olduğu halde büyürken eğitim sistemi içinde onlara ne oluyor bunu sorguluyor kitabında. Yukarıdaki yazıma konu olan videosunu da buradanizleyebilirsiniz.
Sonuç olarak bu eğitim sitemi içinde insan çocuğunu ne anaokuluna ne de başka herhangi bir okula göndermek istemiyor. Ne kadar çok para verir özel okullara gönderseniz dahi durum aynı.. Bazen diyorum kendi kendime işi gücü bırak Erkin Koray gibi çocuklarını kendi evinde eğit diye.. Ama maalesef bunun için de sağlam donanım gerekiyor. Bakalım bu düşünceler ve kısır döngüler içinde benim çocuklarımı, bizim çocuklarımızı nasıl bir eğitim hayatı bekliyor..

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER