Steve Jobs’ın hayatı

0
528

Geçtiğimiz haftasonu Apple’ın kurucusu Steve Jobs’ın hayatını konu alan filmi izledim. Bu yazıda Jobs filmini sinematografik açıdan değerlendirmeyeceğim.  Ama bir anne gözüyle izlediğim bu filmde, içgüdülerim ile çıktığım nasıl bir çocuk yetiştirmek istiyorum yolculuğunu sizinle paylaşacağım.

Öncelikle aileden başlarsak.. Filmde Jobs ailesi olanakları sağladığı halde üniversiteye gitmek istemiyor ve okulu terk ediyor. Çünkü bunun boşa yapılan bir yatırım olduğunu düşünüyor. Düşünüyorum mesela bizim gibi üniversitenin etiket olduğu bir ülkede Jobs doğsaydı  bu girişimi yapabilir miydi veya böyle bir fırsatı olur muydu acaba.. Ya da ailesine ben sizin paranız boşuna gitmesin diye bu okula gitmeyeceğim dediğinde annesi sinir krizleri geçirmez miydi.. kim bilir..

Jobs özgürlükler ülkesi Amerika’da yaşadığı için ailesi ‘bu senin özgür iraden nasıl istersen’ demiştir muhtemelen.. Filmde ailenin hayatının her aşamasında, Jobs’ı yoğun olarak desteklediğini görüyoruz. Bilgisayar üretmek için bir alana ihtiyaçları olduğunda, ailesi kendi evini açıyor. Jobs, Apple’a ilk gerçek yatırım anlaşmasını yaparken salonda annesinin yaptığı kek eşliğinde pazarlık yapıyor. Tabi bunlar filmi süslemek için yapılmış malzemeler olabilir ama izleyici gözüyle böyle..

Filmin tamamında Jobs’ın güçlü karakterini, cesaretini, başarıyı ulaşmak için gösterdiği azmi, hırsını, zekasını, olaylara ve durumlara nasıl farklı baktığını görüyoruz. Örneğin Lisa’yı geliştirirken onun istediği şekilde yazılımı yapmadığı için en başarılı mühendisini işten çıkarabiliyor bu aslında  ne kadar risk alabilen bir kimliği olduğunun da göstergesi. Jobs’ın bu kadar büyük bir fark yaratabilmesinin ana nedeni zerafetin en az işlev kadar önemli olduğudüşüncesini keşfetmesi. Zaten yarattığı tüm ürünleri düşünürseniz; hem estetik hem de işlev olarak harikadır.

Tabi bununla birlikte Jobs’ta inanılmaz bir ego var. Filmin ilk bölümlerinde aslında kendiyle barışık biri de değil. Kendi şirketinden kovularak bir noktada dibe vurmasının nedeni de bu ego aslında. Apple’dan kovulup Next’i kurduktan sonra kendisiyle barışıyor. Kendisi ile barıştıktan sonra da çok daha büyük başarılara imza atıyor hayatında. Tabi bu bir film, yani kurgu birebir karakterini çok doğru şekilde yansıtmamış da olabilirler.

Buradaki en büyük başarısı da bu kadar dibe vurmuşken bile asla pes etmiyor. Denemeye ve yaratmaya devam ediyor.

Tüm bu tabloya bakıp düşünüyorum, Jobs’ın beğendiğim yönlerini ele alıyorum; cesaret, azim, zeka, farklı bakış açısı.. Böyle bir çocuk yetiştirmek için annesi ne yaptı acaba diye düşünüyorum kendi kendime.. Ya da tüm bunlar Jobs’ın içinde mi vardı?

Jobs’ın karakterinde en dikkatimi çeken konu cesaret aslında. Çünkü şu an sizin düşündüğünüz fikri en az 1000 kişi aynı anda düşünüyor dünyada. Oysa onu uygulayan ve ‘o’ şekilde uygulayan tek kişi belki de siz olacaksınız. Ama önemli olan bunun için gerekli cesareti kendi içimizde bulabilmek belki de…

Bir girişim veya bir fark yaratabilmek için özgüven ve cesaret olması lazım. Bu cesareti çocuklarımıza verebilmek için de onları biraz daha özgür bırakmalıyız diye düşünüyorum. En yapamayacaklarını düşündükleri konularda bile onlara cesaret vermek ve hep yanlarında olmak çok kıymetli bence.

Çocuklarımızın özgüvenli olabilmeleri için zaman zaman başarısız olmalarına da izin vermek gerekiyor. Bazen hayal kırıklığı yaşamasına izin vermek ve bununla yaşamasını öğrenmek için de onlara fırsat tanımak gerekiyor. Bebekliğinden itibaren onu bir birey olarak kabul edip, kendi ile ilgili en azından bazı kararları kendisinin almasını sağlamak ve bunların iyi veya kötü sonuçlarına katlanmalarını sağlayarak bu gelişime katkıda bulunulabilir.

Aslında Jobs’ın başarısı hiç tesadüfi bir başarı değil. Jobs bu başarıyı elde etmek için çok ama çok çalışmış bir adam. Çocuklarımıza istedikleri şeyleri ancak çok çalışarak başarabileceklerini öğretmeliyiz. Armut piş ağzıma düş yok. Çünkü gerçek dünya, yani bizim evimizin dışı, zorluklarla dolu. Ancak başarılamayacak hiç birşey yok çok ama çok çalışmak gerekiyor sadece.

Inanmak başarmanın yarısıdır derler ya ben buna çok inanırım. Jobs’ın kendine inancı ve Apple’a inancı çok acayip sahiden..

Jobs’un vizyonunu ve hayatındaki en önemli anları anlattığı Stanford konuşmasını henüz izlemediyseniz şuradan 15 dakikanızı ayırarak izlemenizi önereceğim. Hayatımda beni en çok etkileyen konuşmalardan biri…

anne gözünden steve jobs filmi

Hani diyoruz ya hep, bu yeni nesil çok acayip, çok zeki, inanılmaz hızlı öğreniyor hatta bilgi ile dünyaya geliyor diye.. O zaman belki de biz de onları annelerimizin bizi yetiştirdiğinden farklı yetiştirmeliyiz..

Sonuç olarak sevgili okur, günümüzde herşeyin çocuklara gümüş tepsiyle sunulduğu bir dünyada bunları yazmak kolay ama uygulamak çok kolay değil, değil mi?

Işte bu da ancak bizim azmimiz ile olacak sevgili aileler, biz de farkımızı burada konuşturacağız…

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER